Rivayetlerle Yılanların Şahı Şahmaran Efsanesi

Rivayetlerle Yılanların Şahı Şahmaran Efsanesi

Şahmeran efsanesi.. Hakkında birbirinden farklı hikayelerin anlatıldığı bir varlık. Şahmaran’ın hikayesini; Lokman Hekim, Fatih Sultan Mehmet, Yerebatan Sarnıcı, Sultan Abdülhamit ve Evliya Çelebi ile buluşan rivayetleri sizin için yazımızda derledik..

Şahmaran Kimdir?

Şahmaran başı çok güzel bir kadına ait, gövdesi ise yılan figürlü bir efsanedir. Şahmaran, fars kökenli bir kelimedir. Ve Yılanların Şahı anlamına gelmektedir. Şahmaran’ın Tarsus, Adana veya Güneydoğu taraflarında yaşadığına dair rivayetler vardır. Şahmaran mitolojik bir unsur olarak karşımıza çıkmakla birlikte tarih sahnesinde de bazı anlatılara konu olmuştur.

Şahmaran Efsanesi Rivayetleri

Ülkemizde yılanların şahı Şahmaran’a ait, yörelere göre değişiklik gösteren birçok rivayet vardır.

1. Lokman Hekim ve Şahmaran

Cemşab ( Lokman Hekim) ve Şahmaran
Cemşab ( Lokman Hekim) ve Şahmaran

Tarsus’ta geçen bu efsaneye göre, Cemşab adında fakir bir oduncu vardır. Bir gün odun kesmek için arkadaşlarıyla her zaman gittikleri ormana gitmişler. Ormanın ortasında daha önce görmedikleri bir su kuyusu ile karşılaşmışlardır. Merak ettikleri bu kuyuya baktıklarında içinin bal ile kaplı olduğunu görmüşlerdir. Kuyudan çıkaracakları bal ile çok para kazanacaklarını düşünmüşler. Ve Cemşab kuyunun içine sarkarak, arkadaşlarıyla balları çıkarmaya başlamıştır.

Cemşad'ın hapsolduğu kuyu
Cemşad’ın hapsolduğu kuyu

Kuyudaki ballar bitince yukarı çekilmeyi bekleyen Cemşab, arkadaşlarının ihanetine uğramıştır. Açgözlülüklerine yenilen Cemşab’ ın arkadaşları, onu kuyunun içinde bırakmış ve kuyunun üstünü kapatarak oradan uzaklaşmıştır. Kuyuda kalan Cemşab, ilerde bir ışık fark etmiş ve oraya doğru ilerlemiştir. Işığa ulaştığında Şahmaran ve çevresindeki yüzlerce yılan ile karşılaşmıştır.

Şahmaran Cemşab’a;

Korkmana gerek yok insan dostum!

diye seslenmiştir.

Şahmaran ile Cemşab dost olmuş birlikte uzun yıllar geçirmiştir. Ama bir gün Cemşab artık ailesinin yanına dönmek istediğini Şahmaran’a söylemiştir. Şahmaran ise Cemşab’ı burada gördüklerini kimseye söylememesi gerektiğine dair söz almış ve ömründe asla hamama gitmemesini tembih etmiştir. Şahmaran, yılanlarına verdiği emir ile Cemşab’ı evine uğurlamıştır. Ailesine ulaşan Cemşab uzun yıllar Şahmaran’dan kimseye bahsetmemiştir.

Bir gün ülkenin padişahı amansız bir hastalığa yakalanmıştır. Padişaha şifa arayan veziri, bu hastalığın tek çaresinin Şahmaran’ın etini yemek olduğunu keşfetmiştir. Ardından ülkede Şahmaran’ı bilen birini aramaya koyulmuştur. Şahmaran’ı gören, ona yaklaşan kişinin vücudunda pulluk olacağını bilen vezir, halkı hamamlarda toplayarak araştırmaya başlamıştır. Cemşab bir süre kaçsa da sonunda vezirin adamlarına yakalanmış ve hamamda vücudundaki pulluk ortaya çıkmıştır. Böylelikle Cemşab, Şahmaran’ın yerini söylemek zorunda kalmıştır.

Şahmaran’ı almak için kuyuya adamlarını gönderen vezir, padişahı iyileştirerek hayatı boyunca çalışmadan zenginlik içinde yaşamayı hayal etmekteymiş.

Şahmaran bu duruma karşı koymamış ve ölmeyi kabul etmiştir. Kuyusundan ayrılan Şahmaran yılanlarına, geri dönmek üzere bir düğüne gittiğini söylemiş. Şahmaran’ın vücudu üçe bölünecek ve üç ayrı kazanda pişecekti. Vücudunun bir bölümü şifa, bir bölümü ölüm, bir bölümü de sonsuz hekim ilmi verecekti. Şahmaran, hangi bölümü kimin yiyeceğini Cemşab’a söylemişti. Şahmaran’ın başı padişahındı, şifa buldu. Gövdesi vezirindi, öldü. Kuyruğu da Cemşab’ a aitti ve o Lokman Hekim oldu.

Anlatılan bu rivayete göre; Şahmeran’ın öldüğünü yılanlar bilmiyor ve her düğün sesi duyduklarında Şahmaran’ın orada olduğunu düşünüyorlar. Yılanlar eğer bir gün Şahmaran’ın öldüğünü öğrenirlerse, istilaya kalkışacaklardır.

2. Fatih Sultan Mehmet, Yerebatan Sarnıcı ve Şahmaran

Yerebatan Sarnıcındaki Medusa Heykeli
Yerebatan Sarnıcındaki Medusa Heykeli

O dönemde Venedik’ten gelen bir heyet Fatih Sultan Mehmet’in huzuruna çıkmıştır. Yerebatan Sarnıcı’nda çok değerli bir hazine olduğunu Padişah’a söylemişlerdir. Bahsettikleri bu hazine bir cesettir. Bu cesedin Medusa’ya ait olduğunu belirtirler.

Medusa, Yunan mitolojisinde gözlerine bakan kişiyi taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişlere sahip, canavardır. Bu bilgilerle birlikte Fatih Sultan Mehmet’in, Venedikli heyete verdiği cevap bilinmemektedir. Günümüzde Yerebatan Sarnıcında ters çevrilmiş, büyük bir Medusa kafası heykeli vardır.

3. Sultan Abdulhamit ve Şahmaran

Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı

1876 yılındaki bu depremde Yerebatan Sarnıcında çatlaklar oluşmuştur. Bu çatlaklar ile ilgilenmek üzere bir grup görevli gönderilir. Görevliler büyük ve üzerinde Medusa çizimleri olan lahit ile karşılaşırlar. Lahitin içinden, vücudu yılan, başı kadın olan Şahmaran veya onun soyundan gelen bir yılana ait olduğu düşünülen bir ceset çıkar. Ceset bir süre incelenmiştir. Fakat daha sonra ne olduğu bilinmemekle birlikte şuan İtalya’da olduğu düşünülmektedir. İstanbul’da bulunan ve oldukça önemli olan bu parça, dönem şartlarından dolayı korunamamıştır.

4. Evliya Çelebi ve Şahmaran

Adana Yılan Kalesi (Şahmaran Kalesi)
Adana Yılan Kalesi (Şahmaran Kalesi)

Adana’da Şahmaran Kalesi olarak da bilinen, çevresinde Şahmaran’ın görüldüğü rivayet edilen bir kaledir. Kale, içerisindeki oyuklarla ve çevresinde bulunan yılanlarla dikkat çekmektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde burayı ziyaret ettiği sırada, kalenin çevresinde sürüler halinde gezen yılanlardan bahsetmiştir.

Efsaneler ve mitler her bölgenin kendi deneyimleri ile buluşur ve şekil değiştirir. Şahmaran’ı Türk mitolojisi anlatımlarında Erbüke olarak da görebilirsiniz. Bu yazımızda Şahmaran efsanesine ve rivayetlerine yer verdik. Dikkatinizi çektiyse “Türk Mitolojisinde Adı Geçen Efsanevi 20 Yaratık” adlı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler