Göbeklitepe Nerede? Efsaneleri, Gizemi ve Tarihi Önemi

Göbeklitepe Nerede? Efsaneleri, Gizemi ve Tarihi Önemi

Bu yazımızda Göbeklitepe ile ilgili nerede olduğu, eski zamandan günümüze kadar tarihi, ilginç bulunuşu, eşsiz yapısı, tarihi buluntuları, garip efsaneleri, sütunların gizemi, kadim sırrı ve önemi hakkında detaylara yer verdik.

Göbeklitepe Neolitik bir höyüktür. Göbeklitepe’nin bulunduğu alan eski zamanlardan günümüze kadar orada bulunan insanlar tarafından hep kutsal sayılmıştır.

Günümüzde de keşfedilmeden önce, ağaçlara bez bağlayıp dilek tutularak kullanıma devam etmiştir. Geçmişten günümüze süregelen bu keşif hala yapılan kazılarla tarihi tekrardan şekillendirmeyi bekliyor.

Göbeklitepe Nerede?

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Şanlıurfa ilinin yaklaşık 18 km kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında bulunur.

Harran ovasında bulunan bu anıt her zaman ziyarete açıktır. Müze kart kullanarak da giriş yapabilirsiniz. 2023 yılı itibariyle giriş ücreti 200 TL’dir. Ayrıca sesli rehberlik hizmetinden yararlanabilirsiniz.

Göbeklitepe Tepeden Görünüm
Göbeklitepe Tepeden Görünüm

İnsan eliyle yapılmış kireç taşı olan bu tepe 300 m çapa ve 15 m kadar yüksekliğe sahiptir. Tarihin en eski noktasıyla buluşmak için ziyaret edebilirsiniz.

Göbeklitepe’nin Tarihi

Göbeklitepe Neolitik dönemde 12.000 ile 9500 yıl önce avcı toplayıcı göçebe insanlar tarafından kireç taşı olan yerde bulunur ve maden artıkları, moloz yığınlarıyla birlikte yapıldığı düşünülmektedir.

Burada ilk olarak avcı ve toplayıcı topluluklar kireç taşını kırıp Çakmaktaşı yumrularına ulaştılar. Belki de bu sayede yeryüzünün ilk madencileri oldular.

Bu topladıkları çakmaktaşı (kuvars) ile keskin uçlu aletler yaptılar ve Göbeklitepeyi bu aletlerle inşa etmişlerdir.

Göbeklitepe Yapım Aşaması Hayali Çizimi

Birçok yapılma sebebi vardır. Yapılma sebeplerinden biri o dönemde avcı toplayıcı insanlar yiyeceğin peşindeydi. Yiyeceği bulmak için Şamanlardan yardım alıyorlardı.

Zamanla avcılığın artmasıyla kıtlık yaşanmaya başlandı. Bunu çözmek için tanrılarına başvurmak zorunda kaldılar. Böylece kıtlığı azaltmak için ilk açık hava tapınağı Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir.

Yontma taş ile silah üreten avcıların, inşa etme amacı ise Toprak Anaya mahcubiyet ve sorumluluk hissetmesini en aza indirmek veya artan kıtlıkla daha çok avlayabileceği hayvan istemeleridir.

Diğer sebebi ise yırtıcı hayvanlara karşı kendilerini koruması için tanrıya yapılan ibadethanedir. Fakat üzerinde bulunan yırtıcı hayvan çizimleri belki de Avcılık yapan grupların özel simgesi olabilirdi ve kendileri için Tanrıdan şans istemişlerdir. O dönemle ilgili sadece tahminlerde bulunulduğu için bunlar gibi yine birçok sebepten bahsedilebilir.

Göbeklitepe’nin Keşfi

Göbeklitepe arkeolojik alanı, ilk olarak 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin birlikte yüzey araması çalışmalarında keşfedilmiş ve V52 Neolitik Yerleşimi olarak adlandırılmıştır.

Daha sonra 1986 yılında bir çiftçinin tarım yapmak için boş arazideki taşları temizlerken bulduğu yontma taş her şeyi değiştirdi.

Çiftçinin Bulduğu Yontma Taş
Çiftçinin Bulduğu Yontma Taş

1994 yılında H. Hauptmann ve K. Schmitd‘in başındaki ekibin bilgileri, bulunan heykelle birleşti ve P. Benedict‘in kısa raporuyla Göbeklitepe’ye keşif düzenlendi. Harran manzarasına sahip bu iki tepeden oluşan insan yapımı alan Göbeklitepe olarak bildirildi.

Göbeklitepe’nin Yapısı

Göbeklitepe 90 dönüm alanda, en eski T şeklindeki taş sütunlarla birlikte katman katman bir sürü yapısal daireden oluşmaktadır.

Göbeklitepe'nin Yapısı
Göbeklitepe’nin Yapısı

Bu dairesel yapıların çapı 30 m’yi bulan 20 oval daireden oluşur. Oval yapıların ortasında T biçimli iki sütun yer alır. Gömülü olan bu oval yapılarda kapı bulunmamaktadır. Sadece üstten giriş vardır.

Göbeklitepe Neden Önemli

Göbeklitepe tarihi olarak Mısır piramitleri, Stonehenge, ve Çatalhöyük’den daha eski olan dünyanın en eski anıtıdır. Tarihi değiştiren bu keşfin öneminin sebepleri;

  • Göbeklitepe günümüze kadar gelen en eski mabet kabul edilir.
  • Neolotik devrin başlangıcı ve uygarlıkların başlangıcıdır.
  • Avcı ve toplayıcılıktan evcilleştirmeye geçiş Göbeklitepe ile başlayıp bereketli hilalin dışına taşmıştır.
  • İlk buğday kalıntıları bulunmuştur. İnsanların çiftçilikle toprağı işlemesi ve hayat tarzlarının ortak hale gelmesi ilk Göbeklitepe de başladı.
  • İnsanların yerleşim amaçlarının arasında sadece besin ve korunma amacının olmadığını, dinsel amaçta olduğunu gösterir.
  • Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesine 18. olarak eklendi ve korumaya alındı.
  • Göbekli Tepe’deki arkeolojik buluntular National Geographic tarafından “Dinin Doğuşu” (Haziran 2011) olarak kapak yapıldı.
  • 2019 yılı Türkiye de Göbeklitepe yılı ilan edilmiştir.

Göbeklitepe Buluntuları

Göbeklitepe de kazılmamış alanlarla birlikte 15 anıtsal tapınak ile 200’den fazla dikili taşın olduğu bildiriliyor.

Buluntular
Buluntular

İnsan, tilki, turna, yılan, boğa, aslan, bizon, sırtlan, dağ keçileri, yaban domuzları, böcekler, örümcekler, turna, flamingo ve dodo stilinde figürler bulunmuştur. Ayrıca sütunlarda üç boyut tekniği ve kabartma yöntemi kullanmışlardır.

Göbeklitepe buluntuları
Göbeklitepe buluntuları

Oyulmuş T şeklindeki sütunlar ise en büyüğü 7 m uzunluğunda ve üst genişliği 3 m ve 20 ton ağırlığındadır. Üstelik 3 km taşındığı varsayılmaktadır. Ayrıca üstünde yırtıcı hayvan tasvirleri bulunur.

Göbeklitepe Efsaneleri

Göbeklitepe’nin efsaneleri genelde yapılma sebebi üzerinedir. Genç Dryas Dönemi dediğimiz dönemde, kuyruklu yıldız düşmesinin etkisiyle kısa Buzul Çağı başlamıştır.

Bu dönemde mamut, büyük tembel hayvan, büyük deve vs. hayvanların nesli tükendi ve insan nüfusu azaldı. Bu felaketten sonra insanların katastrofobi dediğimiz korkuya kapılarak, tepki olarak Göbeklitepeyi yaptığı efsanesi vardır.

Başka bir efsaneye göre, Annunaki olarak bilinen antropomorfik(yarı insan benzeri) tanrıların altında, insanların dünyasının olduğu ve  Kharsak adında bir kozmik dağın üzerinde bulunan ve Duku adı verilen ilkel bir höyükten tanrıların çıktığı söyleniyor.

Duku höyüğü ise Göbeklitepe ile eşleştiriliyor. İnsan ve meleklerin bağlantı yerinin olduğu söyleniyor. Bu iletişimi sağlayan insanvari meleklere ise Gözcüler deniliyor.

Sütunların üzerinde bulunan yarı eklemli bacaklı akbaba yarı insan olan çizimler, ya Şamanlardı ya da antropomorfik olan kuş ruhlarıydı.

Bunların Gözcüler olduğu ve Nuh tufanından önce dünyada var olan küresel bir uygarlığın, yasak bilgilerini aktardığı düşünülür.

Nuh tufanından sonra Harranlı Sabiler, höyüğün zirvesinden Astronomi Kulesinden bakınca kuzeyde görülen zirvelerden biri Göbeklitepe’dir.

Nuh’un oğlu Sam’in torunu Kenan’ın bulduğu taş stelin, Gözcülerin bildiği Astrolojik bilgilerin kaynağı olan Göbeklitepe deki “T” şeklindeki sütunlardan olduğu ve Harranlıların sahip olduğu Astrolojik bilgilerin kaynağının Göbeklitepe olduğu efsanesi vardır.

Göbeklitepe’nin içindeki T şekilli 12 sütün baka bir efsaneye göre başka dünyadan gelen, yüzlerini gizleyen, iktidar sahibi Elit liderler olabilir.

Dünyaya çarpan kuyruklu yıldızdan sonra yaşanan kaosun ardından bu adamların, yıldızlarla bağlantısı olduğunu düşünüp, etkisi altında kalmışlardır.

Tilki kuyruğu, ayakları ve kemer çizimi.
Tilki kuyruğu, ayakları ve kemer çizimi.

Dikili taşlarda bulunan sıçrayan tilki ve iki sütunda bulunan kemer tokasının altında uzanan iki ayak ve kuyruk figürü bulunur.

Efsaneye göre, kemer tokası kuyruklu yıldızın başı ve çekirdeğidir. “U” şekli yay şokudur. Dik duran uçlarda kuyruklu yıldızlarda sık görülen üç kuyruğu temsil eder.

Tilki Yıldızı Alcor, dünyanın kayışını kemirerek zamanı durdurur ve kıyameti getireceği düşünülür. Efsanelerde böylece Gök tilkisi şeytanla özdeşleştirilmiştir.

Tanrıların insanlara kızıp Dünyaya asteroid çarptırmasıyla gökyüzünü duman, toz kapladı ve mikroparçaçık bulutların üst atmosfere savrulmasıyla nükleer kış olarak bilinen karanlık her yere yayıldı ve zehirli kül yağdı. Atalarımız bu durumu gökyüzü ve gezegenleri gök tilki ve gök kurt yutmuş olabileceğini düşündü.

Russell M. Hossain'in yaptığı, Göbeklitepeye gelen Post-Solutrean iktidar elitleri
Russell M. Hossain’in yaptığı, Göbeklitepeye gelen Post-Solutrean iktidar elitleri

Başka bir efsaneye göre Kuzey Avrupa düzlüklerinin ren geyiği avcılarıyla Güneydoğu Anadolu’nun Epi-paleotik insanları arasında temas olmuştur.

Kullandıkları silahların aynısı Göbeklitepe de görülmüştür. Swederaian denilen bu insanların uzun başı, yüzü, boyları ve geniş vücutları olduğu, yapılarının Cro-Magnon ile Brünn insanlarının birleşiminden olduğu söylenebilir.

O dönemde Obsidiyen, Nemrut Dağları ve Bingöl Dağlarından çıkartılır ve Göbeklitepe için önemlidir. Swederianlar, obsidiyenin olduğu yere gelip, sahip oldular ve Göbeklitepe’nin inşası için gökyüzü tilki ve gökyüzü kurt üzerine kozmik entrikanın zararlı eylemlerini, önleme yollarını içeren düşüncelerini, kabul ettirdiler.

Soğuk, kasvetli, susuz, hayvan yemi olmayan bu dönemde avcı toplayıcıların yanına; madalyonlu, kemerli, oku ve yayları olan Swederaian topluluğu gelmiştir. Onlara obsidiyen ve çakmaktaşlarını gösterip evrenin direğini korumak için işbirliği istediler.

Yapılan Göbeklitepe evrenin direği Axis mundi olabilir. Bu dikilitaşlar Kuğu Takım Yıldızı civarında olduğuna inanılan gökyüzü dünyasına giriş sağlayacak, ritüeller yapılacak, şamanlar kuyruklu yıldızların kötü etkilerine karşı savaşacaklardı.

Göbeklitepe’nin Gizemi

Göbeklitepe de bulunan ikiz dikili taşlardan, Aslanlı dikilitaş yapısı, Mısır da bulunan Sfenks ile aşağı yukarı aynı dönemde yapıldığı hatta bu taşların yapılırken Sfenksten ilham alındığı söylenebilir.

Nedeni sütunların üzerinde bulunan aslan çizimleridir. Bu durum iki kültür arasında bağlantı olabileceği gizemini gösterir.

Yılanlı dikili taşlar ve yanlarında bulunan kaselerin gizemi ise orada Şamanların tören yaptığını gösterir. Bulunan kaselerin içine konulan uyku verici ilaçlarla, Şamanların kendi ruh halini değiştirip düşsel etkiler yaşamasını sağlar.

Yılanlar ise hem Tıp alanında önemli hem de mitolojik anlamda yeniden hayat bulmanın ve ölümsüzlüğün sembolüdür. Şamanlar ruh değiştirirken sütunların üzerindeki yılanların canlanarak Şamanlara yardım ettiği gizemi vardır.

İkiz dikilitaşların gizemi ise yapının içini koruyan Genius Loci (yerin ruhu) olduğu ve insanları selamlamak için karşılıklı konumlandırılmış olabilir. Bu alan ise öteki dünyayı temsil ediyor olabilir.

Ana kayaya işlenmiş kase şeklindeki oyukların gizemi ise kahinler tarafından fal okumak için kullanılırdı. Kaselerin üzerine konulan ekmekleri, hayvanlar yerse iyi bir sonuç, yemezler ise kötü bir sonuç olduğu düşünülürdü.

Sütunlarda bulunan ( H ) sembolünün gizemi iki hal ve iki yaşam arasındaki dönüşümü ifade ediyor. Ruh ailemi ve maddi dünya arasındaki beden dönüşümüdür.

T şeklindeki sütunlar 12 kısma ayrılmasının gizemi yılın 12 aya bölündüğünü bildiklerine dairdir. Ayrıca ikiz dikili taşlar Şamanistlere göre yeryüzünün eksenini temsil eder. Bu dünyanın merkezi ve yıldızlı gök kubbenin dönmesi arasında bağlantı sağlayan Dünya Dağı veya Kozmik Dağı ile bağdaştırılır.

Göbeklitepe dünyanın göbek deliğiydi. Yeryüzü dünyanın bebeği ve yıldızlı gökyüzü kozmik rahimdi. Gizeme göre yeryüzü Göbeklitepe ile beslenirdi.

İkiz dikili taşlar kuzey-güney yönünde olmasının gizemi ise hayali kuzey-güney meridyenine yakın yerde doğan, batan ve göklerin kuşu kuğu takım yıldızının en parlak yıldızı olan Deneb’e hizalı olmasıdır.

Hatta bu yıldız için sütunların yeri kaydırılmış olabilir. Yani inşa edenlerin, her yıldızın 72 yılda bir ufuk hattı üzerinde bir derece kadar yer değiştirme deviniminden, haberi olabilir.

Delikli dikili taşların üzerinde bulunan deliklerin gizemlerinden biri o deliklerden bakarak Deneb’in gözlemlendiğine dairdir. Hatta Samanyolunun Büyük Yarık’ına yönelikte olabilir.

Büyük Yarık gökyüzünün giriş kapısı olarak görülür ve tanrıların yurdu, ataların diyarı, evrenin yaratılış kaynağı sayılırdı. Diğer gizemi ise ruh deliği olduğu ve ölen kişinin ruhunun geçmesi için yapıldığıdır.

Üzerinde yarı akbaba yarı insan figürü ve akrep bulunan sütunun gizemi ise akbaba kılığındaki Şamanın elinde tuttuğu yuvarlak kafatası, ölümlünün ruhunu gökyüzüne ulaştırdığı anı gösterir. Akbabanın başı ise Deneb’in konumundadır.

Eskiden Akbabalar, ruh koruyucu olarak görülürdü. Ölen insanların etleri yedirilir geriye kalan kafatası ise gömülürdü. Akrep figürü ise Samanyolundaki Büyük Yarık’ın hemen altındaki Scorpius Takım Yıldızıyla özdeşleştirilmiştir.

D yapısındaki deliğin gizemi ise soyut kadın figürü olarak Kozmik Anayı temsil ediyor ve delikten görülen Deneb yıldızıyla yeni bir ruhun girişi yani doğumunu gösteriyor.

Yani kozmik çocuğun, Büyük Yarıktan çıkarak, dünyaya gelişini anlatır. Göbeklitepe deki  yapılar bu yüzden hem dünyaya geliş hem dünyadan gidiş onuruna dikilmiştir.

Göbeklitepe’deki Kadın Rahminin Sırrı

Göbeklitepe’nin üst kısmındaki tepe insan yapımıdır. Kireç taşının kapladığı alan Toprak Ananın Göbeği olarak düşünülür. Eski zamanda Göbeklitepeyi toprak Ana olarak betimlemeleri de muhtemeldir.

Anne karnında bebek
Anne karnında bebek

Madencilerin çıkarttıkları çakmak taşları, embriyo olarak görüp; kireç taşlarını ise Toprak Ananın yumurtalıkları olarak görmüş olabilirler.

Bu bağlamda “T” şeklindeki sütunlarda bulunan el kol çizimleri ve taş üzerinde bulunan bebek bunu destekleyebilir.

Göbeklitepe Toprak Ana
Göbeklitepe Toprak Ana

Ayrıca T sütunları çevreleyen kapısız duvarlar kadın rahmine benzetilebilir. Hatta keşfedilmeden önce yöre halkı orayı, çocuğu olmayanlar için kutsal yer olarak gördüler. Oraya giden ziyaretçilerin, çocukları olacağına dair inanışları vardı.

Göbeklitepe’deki Taş Sütunların Anlamı

Bulunan ilk insan şeklindeki yontma taş ve sütunlar üzerinde bulunan insan ve hayvan çizimleri bize Tapınaktaki ibadet ile birlikte cinsellik konusunu da anlatıyordu.

Taş sütunlarda bulunan erekte hayvan çizimleri bize avcıların, yaşanan kıtlık sebebiyle avlayabilecekleri hayvan sayısının doğumla artmasını istediklerini veya yırtıcı hayvanların gücünü sembolize etmek için taşlarda kullandıklarını gösterebilir.

Göbeklitepe doğum ve ölümün bir olduğu yer. Doğum ile yeni avların çoğalmasını ve yırtıcı hayvanlara karşı insan nüfusunun artmasını istemişlerdir.

Ölüm ile yırtıcı hayvanlarla yapılan mücadelelerde zafer kazanılması ve her ölümden sonra Toprak Ananın tekrar doğum yapıp yenilenmesidir. Doğum yapan kadın çizimi de bunu destekler. Göbeklitepe kısaca yaşam döngüsünü vurguluyor.

Göbeklitepe konusu ilginizi çektiyse Anadolu’nun eski sakinleri Hititlerle ilgili olan “Hitit Kültürüne Işık Tutan İnandık Vazosu” adlı yazımıza da göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler