Efsane Nedir? Efsanenin Özellikleri ve Örnekleri

Efsane nedir? Efsanelerin özellikleri ve sınıflandırılması

Çok eski zamanlardan beri edebiyatta ve halk dilinde çokça karşımıza çıkan, söyleyenin belli olmadığı sözlü veya yazılı anlatılar olan efsaneler. Efsane nedir? Efsanenin özellikleri nelerdir?  Efsanelerin sınıflandırılması.  Bu yazımızda örnekleriyle efsaneyi açıkladık.

Efsane kelimesi Farsçadan dilimize geçmiştir. Türkçede söylence olarak dile getirilmesi tavsiye edilmekle birlikte halk diline böyle yerleşmemiştir. Türk Dil Kurumu Sözlüğü efsaneyi;

“Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları olayları konu edinen hayali hikâye, söylence olarak tanımlamaktadır.”

Efsane Nedir?

Efsaneler sözlü anlatıma dayalı, halk edebiyatı ürünleridir. Sanatlı bir anlatıma sahiptir. Olaylar gerçekten uzaklaştırılarak anlatılır. Efsaneler gerçek bir olaydan yola çıkılmış da olabilir. Sözlü de olsa yazılı da olsa, günümüze gelirken pek çok değişim geçirmiştir. Efsaneler yaşadığı değişimlerde kişilerin hissettiği duygular, düşünceler, inançlar ve kültürler süzgecinden geçmiştir. Aynı zamanda halk inançlarını derinleştirmek ve yaygınlaştırmak için anlatılan hikâyeler de efsaneleri oluşturur. Özellikle kültürümüzde bir bölgenin isminin geldiği kaynak olarak efsaneler anlatılır.

Efsane Özellikleri Nelerdir?

  1. Efsanelerin konusu bir kişi, olay veya mekân olabilir.
  2. Efsanelerde kutsal bir varlığa, konuma veya olaya atıf yapılabilir.
  3. Efsaneler kişileri, anlatılana inandırmak ister. İnandırıcılık vasfı taşır.
  4. Efsaneler genelde dilden dile anlatılarak gelmiş hikâyelerdir.
  5. Efsanelerde genellikle olağanüstülük vardır.
  6. Efsaneler özel bir anlatım biçimine sahip değillerdir.
  7. Efsaneler özel bir anlatım biçimine sahip değillerdir.

Efsanelerin Sınıflandırılması

  1. Dünyanın yaratılışı ile ilgili efsaneler.
  2. Tarihi efsaneler.
  3. Tabiatüstü şahıs ve varlıklar üzerine efsaneler.
  4. Dini efsaneler.

Efsane Örnekleri

1. Zümrüdü-ü Anka Kuşu Efsanesi ve Yedi Dipsiz Vadi

Zümrüdü Anka Kuşu
Zümrüdü Anka Kuşu

Zümrüdü Anka Kuşu, bazı rivayetlerde Simurg olarak da bilinir. Zümrüdü Anka Kuşu, kendini tüylerinden yakarak öldüren ve küllerinden doğan bir kuştur. Kültürden kültüre değişiklik göstermekle birlikte Batı’dan Doğu’ya birçok kültürde bulunur. Günümüzde de farklı isimlerle filmlere konu olmuştur.

Efsaneye göre, Zümrüdü Anka kuşu kendi ölümünün yaklaştığını hisseder. Kendisine bir ağacın tepesinde özenle seçtiği dallardan bir yuva inşa eder. Yuvasını bilinmeyen bir sıvı ile güçlendirir. Gün doğduğunda yuvası güneş ışınlarına maruz kalır ve yuvasıyla birlikte kendi de yanarak ölür. Yuvasında kalan küllerinden tekrardan doğar ve güzel bir Anka kuşu olur.

Kafdağı
Kafdağı

Bu efsane birçok dinde ve yerel motiflerde kendine yer bulur. Özellikle dinlerde ölümden sonra yeniden dirilmeyi simgeler. Zümrüdü Anka rivayetlerde sadece bu özelliği ile değil her şeyi bilen, her soruya cevap bulan, bilge bir kuş olarak da geçer. Kuşlar sorunlarında Anka kuşuna başvurur, onun sorunlarını çözeceğine inanırlar. Bir gün geldiğinde kuşlar Zümrüdü Anka kuşunu bulamazlar. Onu aramaya koyulurlar. Zümrüdü Anka’nın Kaf Dağının tepesinde olduğu rivayet edilir. Bütün kuşlar yola koyulurlar. Kaf Dağına gidebilmek için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekmektedir. Tüm kuşlar birlikte yola koyulur ve vadilerden geçmeye başlarlar.

Nefs Vadisi: Bu vadi her şeyin olduğu, hiç çalışmadan zenginlik ve bolluğun olduğu bir vadidir. Çabalamadan, çalışmadan her şeyin elde edilebileceği bir yerdir. Bu vadide kuşların bazıları yolculuklarını bitirmeye ve orada yaşamaya karar verir.

Aşk Vadisi: Görülen taş, toprak, ağaç yani her şey burada göze tozpembe gözükür. Kuşların bir kısmı da gördüklerinden kör olur ve yola devam edemezler.

Cehalet Vadisi: İlginç, daha önce hiç görmedikleri nesneler ile doludur bu vadi.  Nesneler o kadar çok dikkatlerini dağıtır ki çevrelerinden soyutlanır bazı kuşlar. O kadar çok soyutlanırlar ki düşünmeyi bile bırakırlar. Bu düşünmeme Anka Kuşunu bile unutturur onlara.

İnançsızlık Vadisi: Bu vadide kuşların bir kısmı Zümrüdü Anka Kuş’unu bulma inancını yitirir.

Yalnızlık Vadisi: Kuşlarda bir korku başlar, yalnızlık korkusu. Çevrelerindeki diğer kuşları göremez olurlar. Tek başlarına kaldıklarını düşünürler. Çoğu kuş yolunu kaybeder, birlikte yola çıktığı kuşları unutarak.

Dedikodu Vadisi: Vadiye girdikleri andan itibaren konuşmalar sarar kuşların çevresini. Bir kuş Anka Kuşunun doğarken tüylerinin olmadığını söyler. Diğeri bir daha doğmadığını söyler ve bu böyle devam eder. Bu söylentiye inanan birçok kuş geri döner.

Benlik Vadisi: Bu vadide kuşlar gerekli, gereksiz özgüvene sahip olurlar. Ve hatta bu özgüven egoya kadar varır. Bazı kuşlar o kadar kendilerinden emindirler ki yanlış yolda olduklarını iddia ederek farklı yönlere dağılırlar.

Yol Ayrımı
Yol Ayrımı

En sonunda Kaf Dağına sadece birkaç tane kuş ulaşmıştır. Kaf dağına çıkan kuşlar her yere bakarlar. Zümrüdü Anka’yı bulamazlar. Ne yapacaklarını bilemez halde birbirlerine bakan kuşlar, bir anda kendilerinde büyük bir değişim görürler. Her bir kuş Anka Kuşu’na dönüşmüştür. Geçtikleri vadiler onlar için deneyim ve bilgidir. Başarı ile geçen bu kuşlar artık bilge olmuşlardır.

Zümrüdü Anka Kuşu hikâyesinde gördüğümüz üzere efsaneler hayattan izler taşır, öğütler verir ve doğru yolu göstermeyi hedef alır.

2. Yabangülü Efsanesi

Yaban Gülü
Yaban Gülü

Rivayete göre, Ege kıyılarında Çingene aşiretinin başı olan yaşlı çeri yaşarmış. Aşirette ise çok güzel, büyüleyici dans eden ve etkileyici bir sese sahip Çingene kız varmış. Aşiret çerisi Ege sahillerinde eğlenceler düzenlermiş. Eğlencede bol ziyafetler, şölenler ve danslar olurmuş. Herkes Çingene kızın çıkıp dans etmesi için dakikaları sayarmış. Bu Çingene kızın dans ederken saçına taktığı yaban gülünden dolayı adı Yabangülü olmuştur. Aşiret halkı Yabangülü ’nün nereden geldiğini, ailesinin kim olduğunu kısaca onun hakkında pek bir şey bilmezmiş.

Çingene kız sadece dans ederken değil, günlük hayatında da saçına mutlaka yaban gülü takarmış. Yaşlı çeribaşı Yabangülü ’ne çok âşık olur ve onunla evlenmek ister. Çeribaşı, Yabangülü ile kırk gün kırk gece yapılacak bir düğün ile evlenmeye karar vermiştir. Ege sahillerinde kırk günlük düğün eğlenceleri başlamıştır.

Düğünün son gecesinde dolunay vardır. Son gece herkesin içerisindeyken genç bir çingene, Çeribaşına saldırmış ve onu bıçaklamıştır. Çingene kızı, Çeribaşı yaralandıktan sonra akan kanlara dayanamamıştır. Ardından Çingene Kızı, denize doğru yürümeye başlamıştır. Denize varınca batmamış ve deniz üzerinde yürümeye devam etmiş. Denizin uçsuz mavi sularının üzerinde yürüyerek gözden kaybolmuştur.

Bu yüzden Ege sahilinde yaban güllerinin her dolunayda açtığına inanılır. Ege de günbatımlarında bir Çingene hayali belirir.

Efsaneler sadece geçmişi değil günümüzü de şekillendirir. Aynı zamanda ders de verir. Bu yazımızda efsanenin ne olduğunu,  sınıflandırılmasını ve özelliklerini derledik, örnekler verdik. Bu yazımız dikkatinizi çektiyse “Rivayetlerle Yılanların Şahı Şahmaran Efsanesi” adlı içeriğimize de göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Zeynep
Zeynep
1 yıl önce

Harika bir yazı çok ilgi çekici

İlgili İçerikler