Sinestezi Nedir? Sinestezi ve Sanat İlişkisi

Sinestezi Nedir? Sinestezi ve Sanat İlişkisi

Daha önce size hiçbir harf bir rengi çağrıştırdı mı? Ya da bir ses herhangi bir tadı hissettirdi mi? Eğer sinestezik biriyseniz bunlardan birini illa ki yaşamışsınızdır. Peki Sinestezi nedir? Tutarlı duyu karmaşası diye tanımlanabilecek bu nörolojik durum nasıl karşımıza çıkar? Sinestezi ile sanatın ilişkisi nedir? Gelin bu keyifli yazımızda hep birlikte öğrenelim.

Sinestezi, kelime kökeni olarak Yunanca birlikte anlamına gelen “syn” ve algı, his anlamlarındaki “aisthesis” kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Aynı zamanda kelime kökeni olarak duyu eksikliği olarak tanımlanan anestezi ile aynı temele dayanmaktadır.

Bilimsel çalışmalarına 17. yüzyılda başlandığı düşünülmekteyse de ilk resmi kaydın,  PubMed adındaki ücretsiz biyomedikal veritabanı sitesinin araştırmasıyla, 1947 yılında oluşturulduğu ortaya çıkmıştır.

Geçmişte sinestezik durumundan yararlanıp bunu görsel bir şölene dönüştüren türlü sanatçı vardır. Ama önce gelin sinestezi neymiş hep beraber öğrenelim.

 

Sinestezi Nedir?

Sinestezi, sadece bir duyuyu uyarması gereken belli bir durumun karmaşık fakat tutarlı bir şekilde iki farklı duyuyu uyardığı durumdur. Renkler, harfler ve sayılar, zaman gibi soyut kavramlar sinestezik insanlarda birçok farklı kombinasyon şeklinde algılanabilmektedir.

Hepimizin beyninde duyu sinyallerini algılamak ve bunları ilgili yerlere iletmek için görevli alanlar bulunmaktadır. Bunlara korteks ismi verilmektedir. Normal bir insan işitsel korteksinden, olması gerektiği üzere, sadece sesleri algılayabiliyorken sinestezik kişiler algıladığı sesleri görsel korteksleriyle de paylaşırlar.

Gerek istemli gerekse de istemsiz gelişen bu nörolojik durumun en sık rastlanan şekli ise harfler ve renkler arasında yaşanan algı paylaşımıdır. Tam kesin olmamakla birlikte bazı bilim insanları sinestezinin doğuştan her insanda var olduğunu savunur ama bu durum, az sonra da bahsedeceğimiz üzere, sonradan da edinilebilen bir durumdur.

Sinestezi Türleri ve Nedenleri

Nörolojik bir durum olmasıyla birlikte ender görülen sinestezi her 23 kişiden birinde bulunmaktadır. Bu da toplumda %4.4’lük bir oranla hiçte azımsanmayacak bir düzeydedir. Fakat fark edilmediği durumlarda yok değildir.

Sinestezinin 80’den fazla çeşidi ve ortaya çıkış şekli olduğu bilinmektedir ve bunlar iki ana başlık altında toplanmıştır: bağlantısal ve yansıtmalı sinestezi.

Bağlantısal sinestezi, uyaran ve yaşanılan hissiyatın çok yoğun bir şekilde yaşandığı durumlardır. Yansıtmalı sinestezi ise kişilerin dışarıdan uyarıldıklarında şekiller, renkler ve sayılar gördükleri durumlardır.

Örneğin duyulan bir keman sesi aynı zamanda sarı renkli bir üçgeni çağrıştırır. Bağlantısal sinestezi de ise bu durum keman sesinin sarı bir şekilde duyulmasına kadar derinleşebilir. En bilinen sinestezi türleri şu şekildedir:

1. Harf-Renk Sinestezisi

Sinestezinin çok yaygın bir türü olan harf-renk sinestezisinde, harfler ve sayılar bir renk ile ilişkilendirilir. Örneğin bazı kişiler 7 sayısını mavi rengiyle eşleştirirken gemi kelimesini kırmızı rengiyle eşleştirir ve bu durum kişiden kişiye farklılık gösterir.

2. Kromestezi

Sinestezinin yaygın türlerinden biri olan kromestezide sesler ve renkler bağdaştırılır. Bir kapı açılma sesi ya da araba kornası bazı kişilerde çeşitli renklere karşılık gelmektedir.

Bazılarında ise sadece müzik notalarında karşılaşılan bu durum enstrüman çalan veya öğrenmek isteyen kişiler için bir kolaylık bile oluşturabilir. Örneğin piyanoda fa notasını pembe, mi notasını mavi ve sol notasını sarı gören biri için tuşların yerlerini öğrenmek çok daha kolay olur.

Nadir rastlanmasıyla birlikte diğer sinestezi türleri ise şöyledir:

3. İşitsel-Dokunsal Sinestezi

Bu sinestezi türünde belirli sesleri duymak vücudun belirli yerlerinde dokunma hissiyatı uyandırır. Örneğin kapı zilinin ayak tabanlarınızda bir hissiyat uyandırması gibi. Gerçekten oluşan bir dokunmadan ziyade duyulan sesin bedende önceden kalma bir alışkanlığı vurgulaması şeklinde gerçekleşir.

4. Sıralı Dilsel Kişiselleştirme

Bu sinestezi türünde sayılar ve sözcükler sanki insan şeklindeymiş hissiyatı uyandırır. Örneğin 8 sayısı tombul ve kısa boylu bir çocuğu andırabilir.

5. Misofoni

Ses duyarlılığı olarak da adlandırılabilecek bu sinestezi türünde kişiler ses konusunda yüksek hassasiyete sahiptirler. Ve bazen yaşadıkları ani duygu durumları da bunu tetikler.

Sakız çiğneme sesi, ağız şapırtısı ve bazen kişinin kendi de dahil nefes alma sesi bir kızgınlık anını doğurabilmektedir. Bunlara ek bir sürü sinestezi türü ve kombinasyonu vardır.

Sinestezinin nedenlerine gelecek olursak kanıtlanmamasına rağmen çoğu bilim insanı doğumda meydana gelen bir nörolojik bozukluk olarak değerlendirmektedir. Fakat sonradan da edinilebilen bu durum bir travma sebebiyle ya da kullanılan nörolojik ilaçlar sebebiyle meydana gelmektedir.

Sinestezi bir hastalık değildir hatta kişinin hafızasını güçlendiren ve beynin sol tarafını çalıştıran bir durumdur. Bu sebeple sinestezik kişiler görsel sanatlar ve müziğe daha çok ilgilidirler. Genetik olarak aktarılabilen bu nörolojik durum X geninde bulunmakta ve kadınlarda daha fazla görülmektedir.

Sinestezi ve Sanat İlişkisi

Sinestezinin nörolojik bir durum olduğundan bahsetmiştik. Hafızayla yakından ilişkisi olduğundan beynin sol lobunu geliştirir ve görsel, işitsel faaliyetlerin artmasını sağlar.

Sinestezi tam da bu sebeple sanatın birçok dalıyla yakından ilişkilidir çünkü sinestezik kişiler sanatsal bir algıya sahiptirler. Araştırmalarına ilk olarak 17. yüzyılda başlanan bu nörolojik durum beyni çeşitli noktalardan uyarmasıyla kişinin algısını hiç olmayacak kadar değişik noktalara taşımıştır.

Sanat alanına düşünsel olarak giriş yaptıysa da  edebiyattan müziğe, resimden çeşitli görsel sanatlara kadar geçmişten günümüze pek çok sanatçı sinestezi üzerine eserler vermişlerdir. Bu durumun farkında olmayanlar kadar bilinçli bir şekilde bunu kullanan pek çok sanatçı kişilik vardır. Gelin bunlara daha yakından bakalım.

Sinestezi dendiğinde tarihte en önemli temsilcileri başta Vasily (Wassily) Kandinsky olmak üzere Johann Von Goethe, Charles Dickens, Vincent Van Gogh gibi sanatçılar gelmektedir.

Kandinsky kişisel olarak bulunduğu dönemin çok ilerisinde düşünen bir sanatçıydı. Erken dönem resimlerine bakıldığında klasik konuları ele almış, lakin Dünya Savaşı’na yakın tarihlerde ortaya koyduğu eserler sinestezik bir kişilik olduğunu kanıtlar nitelikte olmuştur.

Küçük yaşlarda piyano ve viyolonsel çalarak müziğe duyduğu ilgiyi pekiştiren Kandinsky, sanatın nesnel dünyadan ayrılarak, sadece sanatçının içsel dünyasına dayalı olması gerektiğini savunmuştur.

Bu sebepledir ki kendisi bir Dışavurumcudur. İlerleyen yıllarda sanatın klasik konu ve betimleme şekillerinden sıyrılma çabasında olan sanatçı Arnold Schönberg‘in Münih’te ki bir konserine gider ve müziğinden çok etkilenir. O saatten sonra müziğin resmini yapmak için kolları sıvar.

Vasily Kandinsky "Kompozisyon No:8" 1923
Vasily Kandinsky “Kompozisyon No:8” 1923

Kandinsky’nin en önemli eserlerinden biri olan Kompozisyon No:8, çizgilerin yaylı enstrümanların tellerine, dikdörtgenlerin piyano tuşlarına dönüştüğü; dairelerin yumuşak ses geçişlerini, üçgenlerin köşelerinin ise sert inişleri ve çıkışları anımsattığı bir müzik eserine dönüşmüştür.

Bir başka sinestezik sanatçı Vincent Van Gogh‘tur. Van Gogh eserlerinde, özellikle oto portrelerinde yansıttığı ifadelerle hayatının ne derece acılarla dolu olduğunu bize hissettirmiştir. Sanatçının, kromestezisi olduğunu savunan birçok sanat tarihçisi vardır.

Doğaya yöneldiği 1880 ve sonrasında ağaçların, çiçeklerin, gecenin ve hatta rüzgarın sesini renkleriyle ve epey canlı fırça darbeleriyle yansıtmıştır. Kardeşi Theo‘ya yazdığı mektuplardan birinde yer alan şu cümle, sanatçının kromestezisi olduğunu açıkça kanıtlar niteliktedir:

“Bazı sanatçıların çizimde gergin bir elleri vardır, bu da tekniklerine kemana özgü bir ses verir.”

Vincent Van Gogh "Alpilles Önünde Zeytin Ağaçları" 1889
Vincent Van Gogh “Alpilles Önünde Zeytin Ağaçları” 1889

Van Gogh, 1885’te piyanoya başlar ancak kavramak için bir hayli mücadele verir. Her notanın farklı bir rengi çağrıştırmasından dolayı çalmakta zorlanır ve maalesef öğretmeni bunu bir delilik işareti olarak kabul eder ve derslere devam etmek istemez.

Sinesteziye bir hastalık gözüyle bakılmasına rağmen hiçte öyle değildir. İleri derece olmadığı ve erken yaşlarda fark edildiği sürece sinestezi kişinin kontrolü altına alınabilir.

Bir diğer ünlü sinestezik kişi ise Johann Von Goethe‘dir. Goethe, çoğunlukla edebi yönüyle tanınıyor olsa da dünyaya katkısı sadece o yönde değildi. Bilim ve sanat üzerine geliştirdiği teoriyle Kandinsky dahil birçok kişiyi etkilemiştir.

Ona göre Isaac Newton‘ın optik ve renk bilimi bir hatadan ibaretti. Newton’ın “7 renk vardır” şeklindeki tespitine karşı Goethe, mavi ve sarı renkleri (kırmızıya da sarının içinde görüyor) ana renkler olarak tespit etmiştir. Goethe’ye göre sadece mavi ile sarı vardır ve diğer renkler de bunların dereceleridir. Ona göre:

“Tüm bu bilgiler bilimle özellikle Newton’ın bilimiyle değil beynin bilinmeyen işlevlerinin açıklanmasıyla çözülebilecektir.”

Goethe'nin Renk Kuramı kitabından birkaç illüstrasyon
Goethe’nin Renk Kuramı kitabından birkaç illüstrasyon

Sinestezinin sadece sanat alanına dahil olmadığını edebi olarak da varlığını sürdüren kişiler olduğunu dile getirmiştik. Buna en iyi örneklerden biri İngiliz yazar Charles Dickens ve Amerikalı şair ve yazar Edgar Allan Poe‘dur.

“…salkım söğüdün tatlı kokusunu işitebiliyordum…”

“…yaklaşan karanlığın sesi…”

Biri Dickens diğeri Poe’ya ait bu iki dize sinestezinin yazınsal dünyada ne denli hakim olduğunu bize kanıtlar niteliktedir. Bunlara ek Rus yazar Vladimir Nabokov, Fransız şair Arthur Rimbaud, ünlü Rus klasik müzik bestekarı Alexander Scriabin, daha yakın geçmişe gelecek olursak Amerikalı ünlü şarkıcı Stevie Wonder ve Pharrell Williams‘da sinestezik kişiliğe sahip insanlar arasında yer almaktadır.

Güncel dönem sanat alanında sinesteziyi özellikle bir ifade aracı olarak kullanan sanatçılar vardır. Bunlara Daniel Mullen, Jack Coulter ve Melissa Mccracken örnek gösterilebilir. Sinestezi her ne kadar karmaşık ve akıl bulandırıcı görünse de doğru yönlendirmeyle hayatımızda bilinmeyen pencereler açabilir.

Sinestezi hakkındaki araştırma yazımızı beğendiyseniz sanatta kullanılan optik illüzyon çeşitleri hakkında detaylı bilgiler verdiğimiz Optik İllüzyon Çeşitleri ve Optik Sanat adlı araştırma yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler