Tarım alanlarında kendi kendine yetişen ve istenmeyen bitkilere genel olarak yabancı ot adını veriyoruz. Bu bitkiler, tarlada veya serada binbir emekle yetiştirdiğimiz ana ürünle ciddi bir rekabete girer. Ürünün suyunu, topraktaki besinini ve güneş ışığını çalarak hem verimi düşürür hem de kaliteyi bozar. Üstelik birçok zararlı böcek ve hastalık için güvenli bir yuva işlevi görürler. Tarımsal üretimin kazançlı ve bereketli olması için bu istenmeyen misafirlerle etkin bir şekilde mücadele etmek şarttır. Başarılı bir mücadele ise tarladaki düşmanı doğru tanımakla başlar.
İçerik Başlıkları
- 1 Yabancı Otlarla Mücadele Yöntemleri
- 2 Yabani Yulaf / Kısır Yabani Yulaf (Avena fatua L. / Avena sterilis L.)
- 3 Tilkikuyruğu (Alopecurus myosuroides L.)
- 4 Yabani Hardal (Sinapis arvensis L.)
- 5 Dil Kanatan (Galium aparine L.)
- 6 Sirken (Chenopodium album L.)
- 7 Kırmızı Köklü Tilkikuyruğu (Amaranthus retroflexus L.)
- 8 Tarla Sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.)
- 9 Köygöçüren (Cirsium arvense (L.) Scop.)
- 10 Kekre (Acroptilon repens (L.) D.C.)
Yabancı Otlarla Mücadele Yöntemleri
Yabancı otları tarlalarımızdan uzak tutmak için kültürel, mekanik ve kimyasal yöntemleri bir arada kullanırız. Temiz tohum kullanmak, ürünleri her yıl değiştirerek ekmek (münavebe) ve toprağı doğru zamanda işlemek en temel koruyucu adımlardır. İşin fiziksel kısmında ise çapalama ve el ile yolma gibi mekanik işlemler devreye girer. Ancak en yaygın, hızlı ve kesin çözüm sunan yöntem kimyasal mücadeledir. Kimyasal mücadelede herbisitler, yani yabancı otları yok eden formülasyonlar öne çıkar. Herbisitler; yabancı otun türüne, büyüme evresine ve tarladaki ana ürüne göre özenle seçilir. Doğru dozda ve zamanda uygulanan herbisitler, ekinlere zarar vermeden tarlayı otlardan temizler.
Aşağıda tarımsal alanlarda sıkça karşılaşılan zararlı yabancı otlar ve onlara özel mücadele adımları detaylandırılmıştır:
Yabani Yulaf / Kısır Yabani Yulaf (Avena fatua L. / Avena sterilis L.)
Buğdaygiller ailesinden olan yabani yulaf, dikine büyüyen, uzun boylu ve salkım şeklinde tohum bağlayan dar yapraklı bir yabancı ottur. En çok buğday, arpa ve yulaf gibi serin iklim tahıllarının ekildiği tarlalarda ürün kaybına yol açar. Tohumları toprakta yıllarca canlı kalabildiği için tarladan temizlenmesi sabır gerektirir. Kültürel önlem olarak mutlaka sertifikalı temiz tohum kullanılmalı ve ekim nöbeti yapılmalıdır. Kimyasal mücadelede ise tahılların kardeşlenme dönemi ile yabani yulafın tarlada çıkış yaptığı genç dönem arasında, dar yapraklı otları hedef alan herbisitler kullanılarak otların kuruması ve ürünle rekabetinin kesilmesi sağlanır.
Tilkikuyruğu (Alopecurus myosuroides L.)
Tilkikuyruğu, adını aldığı ince uzun yapılı ve sık başaklı görünümüyle tanınan dar yapraklı ve tek yıllık bir bitkidir. Özellikle kışlık hububat tarlalarında, kanola ve bakla ekim alanlarında ana bitkinin besinini çok hızlı tüketerek büyük zarar oluşturur. Kökleri derine inmese de çok hızlı çoğalır. Bu otla mücadele etmek için tarlanın yüzeyden hafifçe işlenip tohumların çimlenmeye teşvik edilmesi ve ardından mekanik olarak yok edilmesi oldukça etkili bir kültürel yoldur. Tarladaki kesin kimyasal çözümü ise, otun çıkışından hemen sonraki çok erken dönemde uygulanan özel herbisitler ile ana ürünü strese sokmadan temizlik yapmaktır.
Yabani Hardal (Sinapis arvensis L.)
Sarı renkli çarpıcı çiçekleri ve tüylü, geniş yaprakları ile öne çıkan yabani hardal, çok hızlı gelişim gösteren tek yıllık bir ottur. Buğday, mercimek, nohut, kanola ve şekerpancarı tarlalarında sıkça görülür ve bitkilerin üzerini örterek onların güneş ışığını engeller. Çok fazla tohum ürettiği için çiçek açmadan önce tarladan uzaklaştırılması en hayati adımdır. Küçük alanlarda çapalama işlemi işe yarasa da, büyük tarla tarımında kimyasal mücadele şarttır; yabani hardal henüz 2-4 yapraklı genç dönemdeyken, geniş yapraklı otlara karşı geliştirilmiş herbisitler püskürtülerek sorun tarladan tamamen silinir.
Dil Kanatan (Galium aparine L.)
Dil kanatan, gövdesinde ve yapraklarındaki geriye dönük sert tüyler sayesinde diğer bitkilere tırmanan, onlara sarılarak büyüyen tek yıllık ve geniş yapraklı bir bitkidir. Hububat, baklagil ve meyve bahçelerinde ana ürünün boyunu aşarak bitkilerin yatmasına (yıkılmasına) ve hasadın zorlaşmasına neden olur. Temiz tohumluk kullanımı ve düzenli ürün rotasyonu bu ottan korunmanın temelidir. Kimyasal mücadelede başarı sağlamak için, otun aktif olarak büyüdüğü tırmanma evresinde ancak çiçeklenmeden önce herbisit uygulaması yapılmalı, böylece otun ana ürünü boğması engellenmelidir.
Sirken (Chenopodium album L.)
Sirken, yapraklarının üzeri un serpilmiş gibi tozlu bir yapıya sahip olan ve devasa miktarda tohum üreten tek yıllık geniş yapraklı bir ottur. Mısır, pamuk, ayçiçeği, şekerpancarı tarlalarında ve sebze seralarında su ve gübre için son derece saldırgan bir rakip olarak ortaya çıkar. Kurak ve zorlu şartlara dayanıklı olması onu inatçı yapar. Tarla hazırlığı sırasında toprağın işlenmesi ve ürün çıkışından sonra ara çapasının yapılması mekanik olarak çok faydalıdır. Kimyasal yollarla yok edilmesi için, bitkinin 4-6 yapraklı olduğu zayıf evresinde doğru herbisitler kullanılarak büyümesi durdurulur ve tohum dökmesi kesin olarak önlenir.
Kırmızı Köklü Tilkikuyruğu (Amaranthus retroflexus L.)
Toprağa tutunan kazık kökleri ve kırmızımsı renkteki kök boğazı ile bilinen bu bitki, yazlık karakterli ve son derece hızlı büyüyen geniş yapraklı bir yabancı ottur. Pamuk, mısır, soya, domates gibi yazın yetiştirilen ürünlerin tarlalarında ve seralarda ana ürünü susuz bırakarak ciddi hasarlar oluşturur. Tohum bağlamadan önce bitkiyi çapalayarak kökünden kesmek mekanik kontrolün omurgasını oluşturur. Tarladaki yoğunluğu bitirmek amacıyla uygulanan kimyasal mücadelede, hem tohumların çimlenmesini engelleyen toprak herbisitleri hem de çıkış sonrası yeşil aksama atılan herbisitler bir arada kullanılarak tam koruma sağlanır.
Tarla Sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.)
Tarla sarmaşığı, çok derinlere inen karmaşık kök sistemi ve toprak yüzeyinde sürünerek ana ürünlere dolanan gövdesiyle bilinen çok yıllık tehlikeli bir bitkidir. Meyve ve bağ alanları başta olmak üzere mısır, pamuk ve buğday tarlalarında bitkileri adeta bağlayarak verimi yok eder. Köklerinin çok küçük parçalarından bile yeniden sürebildiği için toprağı bilinçsizce işlemek otu yok etmez, tam tersine tarlaya yayılmasını sağlar. En kalıcı ve etkili çözüm olan kimyasal mücadelede, bitkinin aktif büyüme gösterdiği dönemde yeşil yapraklardan emilerek toprağın metrelerce altındaki köklere kadar inen sistemik herbisitler kullanılarak bitki kökten kurutulur.
Köygöçüren (Cirsium arvense (L.) Scop.)
Köygöçüren, dikenli kalın yaprakları, morumsu pembe çiçekleri ve çok derine inerek yayılan sürünücü kökleriyle tarımın en baş belası çok yıllık otlarından biridir. Mera alanlarında, buğday, mısır ve şekerpancarı tarlalarında hem verimi düşürür hem de hasat makinelerinin çalışmasını zorlaştırır. Güçlü kök sistemi nedeniyle toprağı sürerken kökleri parçalamak yeni fidanların çıkmasına sebep olur; bu yüzden derin sürüm ve çiçeklenmeden önce sık biçim yapmak sadece gelişimi yavaşlatır. Kesin bir temizlik için kimyasal mücadeleye başvurulmalı, bitkinin rozet döneminde köklere kadar taşınabilen güçlü sistemik herbisitler kullanılarak ot tarladan tamamen kazınmalıdır.
Kekre (Acroptilon repens (L.) D.C.)
Kekre, pembe renkli küçük çiçekler açan, hayvanların yemediği acı bir tada sahip ve derin kökleriyle kuraklığa çok dayanıklı çok yıllık bir yabancı ottur. Hububat tarlalarında, meyve bahçelerinde ve bağlarda ana bitkinin nemini ve besinini hızla sömürür. Toprak altındaki rizomları (kök gövdeleri) sayesinde yanlara doğru yayılarak tarlada büyük koloniler oluşturur. Mekanik olarak sürekli derin toprak işlemesi yaparak bitkinin gücünü kırmak mümkündür ancak yeterli değildir. En güvenilir kimyasal mücadele yöntemi; kekrenin yeşil aksamının tam geliştiği ama çiçek açmadığı evrede, kökleri de hedef alan herbisitlerin püskürtülmesiyle toprak altındaki sisteminin de çürütülmesidir.
Tarımsal üretimde arzu edilen yüksek verim ve kaliteye ulaşmak için yabancı otlarla bilinçli ve düzenli bir mücadele yürütmek zorunludur. Kültürel önlemler ve mekanik işlemler sorunu önemli ölçüde hafifletse de, geniş tarım arazilerinde ve inatçı ot türlerinde kesin çözüm büyük oranda doğru planlanmış kimyasal uygulamalara dayanmaktadır. Çevreyi ve toprağın yapısını korumak amacıyla zararlı ot ilaçları uygulanırken, uzman tavsiyesiyle belirlenmiş doğru zamanlamalara ve uygun dozajlara mutlak surette uyulmalıdır. Tüm bu yöntemlerin bir arada kullanıldığı entegre bir yaklaşım, çiftçilerimizin emeklerinin karşılığını fazlasıyla almasını sağlayacaktır.
Acaba bu zararlılarla mücadelede kültürel yöntemlerin (örneğin ekim nöbetinin) detayları hakkında veya gübreleme ile yabancı ot ilişkisi üzerine başka bir yazı hazırlamamı ister misiniz?