Amnezi Nedir? Birbirinden İlginç 3 Amnezi Vakası

Geçici ya da kalıcı olarak seyredebilen amnezi, bireylerin bilgi ve anılarına ulaşamaması, onları hatırlayamaması durumudur. Amnestik sendromun belirtileri birden ortaya çıkabilir, kısa sürede kendiliğinden geçebilir ya da kalıcı olabilir. Fizyolojik ve psikolojik nedenlerle ortaya çıkan amnezi tanımlanmış birçok bellek probleminin içinde belki de en çok merak uyandıranıdır. Biz de ilk olarak kısaca amnezinin ne olduğunu, nedenlerini ve türlerini ele aldığımız bu yazımızda birbirinden ilginç amnezi vaka örneklerini sizler için derledik. Keyifli okumalar!

Amnezi Nedir?

Amnezi ya da amnestik sendrom, bilişsel (kognitif) işlevlerde bozukluk ya da kayıp yaşanması sebebiyle ortaya çıkan bir çeşit hatırlayamama, hafıza kaybı durumudur. Yeni bilgilerin işlenememesi ve bellek oluşturmada güçlük ile karakterize olan amnezi, bireyler için hatırlama süreçlerini oldukça kafa karıştırıcı, yorucu ve sinir bozucu hale getirebilir.

Amnezi Neden Oluşur?

Kafa travmaları, psikolojik travmalar, beyin dokusunda iltihaplanma (inflomasyon) başta olmak üzere beynin hafıza/hatırlama ile ilgili işlevleri bulunan yapılarındaki herhangi bir değişiklik ya da hasar amneziye yol açabilir.

Amnestik sendromdan muzdarip olan bireyler demanstan (bunama) farklı olarak;

  • Kendi kimliklerinin bilincindedirler
  • Neleri sevip neleri sevmedikleri hakkında bilgileri vardır
  • Öğrenilmiş motor ve dil becerilerinde bir kayıp yaşamazlar
  • Çoğu zaman nerede bulunduklarına, zamana, çevrelerindeki insanlara ve nesnelere aşinadırlar
Amnezi

Amnezi Türleri Nelerdir?

Bellek/hafıza kaybının türü ve sebepleri göz önüne alındığında iki ana amnezi türü bulunmaktadır. Bunlardan ilki anterograd (geleceğe yönelik) amnezi, ikincisi ise retrograd (geriye dönük) amnezidir. Anterograd amnezi, bireylerin yeni bilgi ve anıları işleyememesi durumudur. Retrograd amnezide ise bireyler, belleğe en son işlenen anılardan başlayarak geçmişe yönelik aşamalı bir şekilde hafıza kaybı yaşamaktadırlar. Şimdi, bu iki ana amnezi türüne biraz daha yakından bakalım.

1. Anterograd (Geleceğe Yönelik) Amnezi

Limbik sistemin bir parçası olan hipokampüs, hatırlama adını verdiğimiz yeni bilgilerin kodlanması, depolanması ve yeniden belleğe getirilmesi sürecinden sorumludur. Hipokampüsün işlevselliğindeki bozulmalar, anterograd (geleceğe yönelik) amnezi ile ilişkilendirilir.

Anterograd amnezi; bilgilerin kodlanması, düzenlenmesi, kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması, yeni bellek oluşumu ve anıların işlenmesi ile ilgili süreçlerin gerçekleştirilememesi durumudur. Anterograd amneziden muzdarip olan bireyler az önce konuştukları kişinin kim olduğunu unutabilir, defalarca aynı soruları sorabilir, cümlelerini tamamlamakta güçlük çekebilir, nereden ve nasıl geldiklerini hatırlayamadıkları bir yerde kendilerini bulabilirler. Geleceğe yönelik amnezi yaşayan bireyler eski anılarını hatırlamakta ise çoğu zaman güçlük yaşamazlar.

2. Retrograd (Geriye Dönük) Amnezi

Retrograd (geriye dönük) amnezi yaşayan bireyler, amnestik sendromun başlangıcından önce oluşturulmuş bellekteki anıları hatırlamakta güçlük yaşarlar. Çoğunlukla genel bilgilerin ve çok daha önce örneğin çocukluk döneminde yaşanmış olayların hatırlanması ile ilgili bir problemleri bulunmayan bireyler için mevcut çevrelerindeki kişilerin yüzlerini ya da isimlerini hatırlamak ise oldukça zordur. Geriye dönük amnezide, bilgilerin ve anıların depolanması ve yeniden belleğe getirilmesi ile ilgili süreçlerde bozukluk yaşanırken, yeni anıların işlenmesi ile ilgili ise bir sorun görülmez.

Dissosiyatif Bozukluklar

Bazı durumlarda başa çıkılamayan krizler ve stresörler de benliğin yaşadığı şeyleri reddetmesine yol açarak hafıza kaybına neden olmaktadır. Zihnin kendisini baş edemediği gerçeklerden koruma şekli bazen onlardan uzaklaşmak bazen de onları tamamen yok saymaktır.

Dissosiyatif Bozukluklar
1. Dissosiyatif Amnezi

Bir geriye dönük amnezi türü olan dissosiyatif amnezi: “Genellikle travmatik veya stres yaratıcı nitelikte olan önemli otobiyografik bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklayamayacak bir biçimde anımsayamama.” durumu olarak tanımlanır (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders 5ᵗʰ). Dissosiyatif amnezi, zihnin gerçeklikle baş edememe durumudur. Kişinin hayatıyla ilgili önemli bilgileri hatırlamakta güçlük çektiği dissosiyatif amnezide, unutulan dönemler afet, savaş, taciz/tecavüz, terör gibi kişilerin hayatını derinden sarsan olayları içerir.

2. Dissosiyatif Füg

Dissosiyatif amnezinin bir alt türü olarak dissosiyatif füg, kişilerin mevcut çevrelerinden aniden uzaklaşmaları, bulundukları yerleri terk etmeleri, yeni bir kimliğe bürünmeleri, konfüzyon, kendilik bilgilerinin unutulması ve farklı bir gerçeklik yaratılması ile karakterize olan kısa süreli bir hafıza kaybı durumudur. Dissosiyatif füg yaşayan kişiler yaşadıkları bu durumun farkında değillerdir.

İlginç Vaka Örnekleri ile Amnezi

Tüm bu tanımlamaların gerçek hayattaki karşılığının ne olduğunu merak etmiş olmalısınız. Hem geçmişi hem de geleceği olmayan Clive Wearing Vakası, en az romanlarındaki olaylar kadar gizemli Agatha Christie Vakası ve tüm hayatı birden silinen Scott Bolzan Vakası ile merakınızı gidermeye çalışacağız.

1. Clive Wearing Vakası

Clive Wearing

Her sabah geçmişinize dair hiçbir anıyı hatırlamadan uyanıp ve daha sonra uyandığınızı dahi unuttuğunuz bir güne başlasaydınız nasıl hissederdiniz? İngiliz müzikolog ve orkestra şefi Clive Wearing’in hayatı 1985 yılından beri tam olarak böyle ilerlemekte. Clive’ın süreci inanılmaz bir baş ağrısı ve kızının adını hatırlamakta güçlük çekmesi ile başlıyor. Daha sonra beyne ve omiriliğe ulaşması oldukça nadir görülen herpes simpleks ensefaliti virüsünün Clive Wearing’in hipokampüsüne, temporal lobuna (uzun süreli bellek, görsel hafıza ile ilgili işlevleri bulunur) ve frontal lobuna (uzun süreli bellek, sözel hafıza ile ilgili işlevleri bulunur) zarar verdiği anlaşılıyor.

Clive: Hiçbir şey duymadım, hiçbir şey görmedim, hiçbir şeye dokunmadım, hiçbir şey koklamadım.

Psikoloji literatürüne ‘’30 saniyelik Clive’’ olarak geçen Clive Wearing vakası bilinen en şiddetli amnezi vakalarından birisidir. Clive, yeni anıların depolanması ve eski anıların belleğe getirilmesini imkansız kılan retrograd amnezi ile yeni anıların işlenmesi ve kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması süreçlerinin gerçekleşememesi durumu olan anterograd amneziyi birlikte deneyimlemektedir. Oldukça ender rastlanan bu durumu yaşayan Clive, gördüklerini ve duyduklarını algılamakta bir problem yaşamamaktadır fakat olaylar, insanlar, yerler ve diyaloglar Clive’ın zihninde yalnızca 30 saniye durabilmektedir.

Deborah: Sanki her uyanma anı, ilk uyanma anıydı. Clive sürekli olarak bilinçsizlikten yeni çıktığı izlenimi altındaydı çünkü daha önce uyanık olduğuna dair kendi zihninde hiçbir kanıt yoktu.

Clive Wearing, epizodik (anısal) belleğindeki otobiyografik bilgilerine ve anılarına ulaşamasa da virüs, prosedürel (işlemsel) belleğini etkilememişti. Bu nedenle bir döngü halinde bilinci gelen ve daha sonra tekrar giden Clive Wearing’in dil ve motor becerilerinde ve konuşmasında hiçbir güçlük yoktu. Clive, piyanonun başına geçince insanları büyülemeyi hala başarıyor. Clive’ın unutmadığı bir diğer şey de eşi Deborah’a duyduğu sevgisi. Clive, Deborah’ı her gördüğünde, onu uzun zaman sonra ilk defa görüyormuş gibi aynı şaşkınlık ve sevinçle ona sarılıyor.

Deborah Wearing, yaşadıkları bu eşsiz ve bir o kadar da zorlu deneyimi Forever Today: A True Story of Lost Memory and Never-Ending Love isimli bir kitap yazarak anlatmıştır. The Man with the 7 Second Memory isimli belgesel de Clive Wearing’in bu zorlu sürecini konu almaktadır.

2. Agatha Christie Vakası

Agatha Christie

‘’Polisiye Edebiyatın Kraliçesi’’ unvanıyla tanıdığımız İngiliz yazar Agatha Christie, en az yazdığı romanlardaki olaylar kadar gizemli ve şüphe uyandıran bir amnezi vakasının da başrolü olmuştur.

Agatha Christie, 3 Aralık 1926 tarihinde ortadan kaybolmuş, 4 Aralık günü yeşil Morris Cowley arabası İngiltere’nin Guildford kenti yakınlarında bir yol kenarında terk edilmiş bir vaziyette bulunmuştu. Arabayla kaza yapmış olabileceği akıllara gelen ilk ihtimaldi, fakat Agatha Christie neredeydi?

Agatha Christie kaybolmasından sekiz ay önce, 1926’nın Nisan ayında annesini kaybetmişti. Annesinin yasını henüz atlatamamışken eşi Albay Archibald Christie’nin başka bir kadına (Nancy Neele) aşık olduğu gerçeğiyle sarsılmıştı. Albay Archibald Christie ve Agatha Christie bir süre daha birlikte olmaya devam etmişlerdi fakat Albay, Nancy Neele ile olan ilişkisine son vermemişti.

Agatha Christie ortadan kayboluşunun 11. gününde, Guildford’un yaklaşık 320 km kuzeyindeki Harrogate’deki bir otelde yerel bir müzisyen olan Bob Tappin tarafından tanındı. Agatha Christie, otel görevlilerine Güney Afrika, Cape Town’da yaşadığını ve isminin Teresa Neele olduğunu söylemişti. Otelde kaldığı süre boyunca yeni bir kişilik benimsemiş, okuduğu gazetede kendi resmini kayıp ilanı olarak görmüş fakat tanımamıştı. Oraya nasıl gittiğini ve kim olduğunu hatırlamayan Agatha Christie’nin, eşinin birlikte olduğu kadının soyadını kullanması ise birçok kişi tarafından şüpheli bulundu.

Agatha Christie’nin 11 günlük bu kaybının geriye dönük bir amnezi vakası mı, son romanı The Murder of Roger Ackroyd için bir reklam çalışması mı, yoksa eşinden almak istediği bir intikam mı olduğu hala bilinmiyor. The Mistery of Agatha Christie’nin yazarı Gwen Robyns ise Agatha Christie’nin hafıza kaybı yaşamadığına, 11 gün boyunca hafızasının yerinde olduğuna inananlardan.

Agatha Christie’nin yaşadığı durum filmlerde, dizilerde ve romanlarda karşımıza çıkan kurgusal bir hafıza kaybına daha çok benziyor, evet. Fakat günümüzde artık travmatik olayların dissosiyatif füg ve dissosiyatif amneziye yol açtığını biliyoruz. Semantik (anlamsal) belleğin zarar görmediği fakat epizodik (anısal) bellekteki bazı anıların hatırlanmasında güçlük yaşanan amnezi vakaları literatüre geçmiş durumda. Bu tür amnezi vakalarının en büyük sebebi ise akut stresin frontal lobdaki nöral (sinirsel) bağları zayıflatması ve otobiyografik bilgilerimizin de bulunduğu epizodik bellekteki anı ve bilgilerin hatırlanmasına engel oluşturması. Bu bilgiler ışığında Agatha Christie vakası da içinde bulunduğu dönemin içerdiği kayıp ve yaslar göz önüne alındığında çok daha anlaşılır duruyor.

Daha fazlasını merak ediyorsanız Agatha Christie and the Eleven Missing Day kitabına bir göz atabilirsiniz.

3. Scott Bolzan Vakası

Scott Bolzan

Üçüncü ilginç amnezi vakamız Scott Bolzan Vakası. Eski bir NFL (National Football League) ve USFL (United States Football League) futbolcusu ve aynı zamanda özel bir havacılık şirketinin sahibi ve pilotu olan Scott Louis Bolzan, 2008 yılının Aralık ayında Phoenix, Arizona’daki ofisinde ıslak zemine basıp düştü ve kafasını çok sert bir şekilde çarptı. Aldığı bu sert darbe sonucu sağ temporal lobuna kan akışı gerçekleşmeyen Scott Bolzan, bilinen en ciddi retrograd amnezi vakalarından birisi olarak tarihe geçti.

Scott Bolzan, 46 yıllık hayatına dair hiçbir şey hatırlamıyor. 25 yıldır evli olduğu eşi Joan’ı hatırlamıyor. 16 yaşındaki kızı Taylor ve 19 yaşındaki oğlu Grant onun için tamamen yabancı iki kişi. Düğünü, çocuklarının doğumu, üniversite mezuniyeti, gençlik ve çocukluk anıları, futbol ve havacılık kariyerine dair bütün her şey silinip gitti. Scott sadece otobiyografik bilgilerini de unutmadı. Sosyal yaşamın içinde yer alan birçok kavrama da artık aşina değildi. Bulunduğu bağlamın özelliklerine ve gerekliliklerine yabancıydı. Ritüeller, gelenekler, içinde doğup büyüdüğü ve alıştığı kültüre dair her şeyin yerini boş bir sayfa almıştı.

Scott, her şeyi baştan öğrenmek ve herkesi baştan tanımak zorundaydı. Anlatılan hikayelerden yeni anılar oluşturuyordu. Halloween’i, Noel’i, İncil’i, yeniden aşık olmayı, yeniden iyi bir eş ve iyi bir baba olmayı, araba sürmeyi ve golf oynamayı öğrendi. Yediği her yemek onun için yeni bir deneyimdi çünkü yemeklerin tadını da unutmuştu. Scott Bolzan, şu an Brain Injury Association of Arizona’nın yönetim kurulunda. My Life, Deleted: A Memoir isimli bir kitap yazarak da sil baştan yaşamaya başladığı hayatını herkesle paylaştı.

Scott Bolzan, trajik ‘’bütün hayatım silindi’’ öyküsüyle büyük sempati ve popülarite yakaladı. Fakat bazı insanlar için Scott Bolzan vakası oldukça şüpheliydi. Dr. Joel Morgan da Scott’ın semptomlarının bilinen herhangi bir beyin hasarı ile tutarsız olduğunu söyleyenlerden.

Hatırlamak kadar hatırlayamamak da oldukça karmaşık ve gizemli. Bellek ve hafıza kavramlarına daha yakından bakmak için yine sitemizde yer alan Zihin Sarayı Tekniği Nedir? Zihin Sarayımızı Nasıl Yaratırız? başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler