Seçme Çelişkisi Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?

Seçme Çelişkisi Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır

Karar verme, tercih yapma, alternatifler, stres, çatışma ardındaki değerleri keşfedip, seçme çelişkisini aşmanın anahtarını bulacağınız yazımız tüm detaylarıyla rehberimizde. 

Seçme çelişkisi, bir seçim ya da karar verme sürecinde, çelişkili ya da çelişen iki ya da daha fazla seçenek arasında kalındığında ortaya çıkan bir tür zihinsel çatışmadır. Seçim çelişkileri, insanların karar verme süreçlerini zorlaştırabilir ve çoğu zaman stres, kaygı ve belirsizlik hissi yaratabilir.

Bu tür çelişkiler, farklı değerler, ihtiyaçlar ve hedefler arasında karar verme zorluğundan kaynaklanabilir.

Zihinsel Kararsızlık ve Karar Verme Süreci

Bir dogma, bir inancın ya da öğretinin kesin ve kesin bir şekilde kabul edilmesi gerektiğine dair resmi bir açıklamadır.

Ve resmi dogma şu şekilde işler: Eğer insanların refahının en üst düzeye çıkarılması ile ilgileniyorsak, bunu yapmanın yolu kişisel özgürlüğü en üst düzeye çıkarmaktır. Bunun nedeni, özgürlüğün hem kendi içinde ve kendinden dolayı insan olmak için iyi, değerli, dikkate değer ve gerekli olmasıdır.

Zihinsel kararsızlık-
Zihinsel kararsızlık-

Ve eğer insanlar özgür olurlarsa, her birimiz kendi kendimize refahımızı en iyi düzeye çıkaracak şeyleri yapabiliriz ve başka biri bizim yerimize karar vermek zorunda kalmaz.

Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.

Karar Vermeyi Zorlaştıran Çatışmalar

İnsanlar ne kadar fazla seçeneğe sahip olurlarsa, daha fazla özgürlüğe sahip olurlar ve daha fazla özgürlüğe sahip olduklarında daha fazla refaha sahip olurlar.

Bu, öylesine derinlere gömülmüştür ki, bunu sorgulamak herhangi birinin aklına gelmez. Ayrıca bu hayatımızın da derinlerine işlemiştir.

Modern gelişimin bizler için neleri mümkün kıldığına dair birkaç örnek vereceğim. Orta büyüklükte bir süpermarkette 175 salata sosu var, satın alabileceğiniz 10 farklı zeytinyağı ve 12 balzamik sirkeyi saymazsanız, 175 salata sos seçeneğinden size uymayanlar olsa bile çok sayıda farklı salata sosu hazırlayabilirsiniz. Süpermarket böyle bir şey. Kabul etmeliyiz ki bu çok fazla seçenek demektir.

Alternatifler
Alternatifler

Evlilik ve aileye gelince, eskiden neredeyse herkesin varsaydığı yapabildiğiniz kadar erken evlenmeniz ve sonra da yine erken çocuk sahibi olmanız gerektiğiydi. Asıl karar vermeniz gereken kiminle olacağıydı ne zaman ya da sonrasında ne yapmanız gerektiği değil.

Yani bu inanılmaz seçim yapma özgürlüğü, seçim yapmak zorunda olduğumuz anlamına geliyor.

Bu yüzden baktığımız her şey, büyük ya da küçük, maddi ya da manevi, yaşam bir seçim meselesidir. Ve eskiden yaşadığımız dünya böyle görünürdü. Demek istediğim, bazı seçimler vardı ama her şey bir seçim meselesi değildi.

Zihinsel Çatışmaların Yarattığı Karar Verme Zorluğu

Bütün bu seçim konusu insanlar üzerinde iki etki, iki negatif etki yapıyor.

Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması. Seçecek birçok alternatifle, insanlar herhangi birini seçmekte zorlanıyorlar.

Bunun çok etkileyici bir örneğini vereceğim, kişisel emeklilik planlarıyla ilgili yaklaşık bir milyon çalışanı ve 2000 farklı işyeriyle devasa bir ortak fon şirketiyle yapılan bir çalışmaya göre; çalışana önerilen her 10 ortak fon için katılım oranı yüzde 2 oranında düşüyor. 50 fon öneriyorsunuz -5 fon önerdiğiniz çalışanlardan %10 daha az çalışan seçiyor. Neden?

Çünkü seçilecek 50 fon arasında, hangi fonu seçeceğinize karar vermek öyle lanet zor ki, kararı yarına bırakıyorsunuz. Ve sonra yarın ve sonra ertesi gün ve ertesi ve ertesi ve tabii ki yarın asla gelmiyor. Bu durumda felç olma durumu, çok fazla seçeneğin olmasının bir sonucudur.

Zihinsel çatışma
Zihinsel çatışma

Eğer sonsuza kadar sizi etkileyecekse doğru kararı vermek istersiniz, öyle değil mi? Yanlış ortak fonu seçmek istemezsiniz, ya da hatta yanlış salata sosunu. Bu sadece tek bir etkisi.

İkinci etkisi ise şu; biz felç durumunu aşmayı başarıp seçim yapsak dahi, yaptığımız seçimle, daha az seçeneğimiz olduğunda olacağımızdan daha az tatmin oluruz. Bunun birçok nedeni var.

Bunlardan biri, seçecek farklı salata soslarından birini alırsanız ve o da mükemmel değilse? Farklı bir seçim yapmış olsaydınız daha iyi olacağını hayal etmek çok kolaydır. Hayal ettiğiniz alternatif seçimlerinizden pişmanlık duymanıza neden olur ve bu pişmanlık yaptığınız seçimden aldığınız tatminin değerini azaltır, bu iyi bir seçim olsa dahi. Ne kadar çok seçenek varsa, seçiminizle ilgili hayal kırıklığı yaratan şeyden pişmanlığınız o kadar fazla olur.

İkincisi, ekonomistlerin fırsat maliyeti dedikleri şeydir. Şeylerin değeri neyle kıyaslandıklarına göre değişir. Değerlendirilecek birçok alternatif varsa, geri çevirdiğiniz alternatiflerin çekici taraflarını hayal etmek, kendi seçtiğinizle daha az tatmin olmak çok kolaydır.

Fırsat maliyeti, bizim seçimimizden alacağımız hazdan çalar, seçimimiz müthiş olsa dahi. Ve değerlendirecek daha çok seçenek oldukça, bu seçeneklerin daha çekici özellikleri bize fırsat maliyeti olarak yansıyacaktır.

Ne zaman bir seçim yapsanız, diğer şeyleri yapmamayı seçiyorsunuz. Ve bu diğer şeylerin pek çok çekici özelliği olabilir ve sizin yaptığınızı daha az çekici yapabilir.

Seçim yapmak
Seçim yapmak

Üçüncüsü ise, beklentilerin yükseltilmesidir. Bir mağazaya gidip ‘Kot pantolon istiyorum, şu beden giyiyorum.’ dediğimizde tezgâhtar birçok aternatif sunacaktır;  ‘Dar kesim mi, rahat kesim mi, bol kesim mi istersiniz? Düğmeli mi fermuarlı mı? Taşlanmış mı yoksa ağartılmış mı? Eskitilmiş mi? Bot kesim mi yoksa fitilli mi? vs’. Böylece bir saatimizi deneyerek geçirip, mağazadan ayrılırız, şimdiye kadar aldığımız üzerimize en iyi oturan pantolonla.

Tüm bu seçeneklerin daha iyi seçim yapmamızı sağladığını düşünürüz ama aslında kendimizi daha kötü hissederiz. Neden?

Kötü hissetmemizin nedeni, tüm bu müsait seçeneklerle, iyi bir kot nasıl olmalı konusundaki beklentilerimizin yükselmiş olmasıdır.

Seçenek ve beklentilerin uyumu
Seçenek ve beklentilerin uyumu

Öncesinde beklentilerimiz çok düşüktür. Tek bir model bakarken özellikli bir beklentimiz yoktur. 100 çeşit önümüze geldiğinde, kahretsin, bir tanesi bizim için mükemmel olmalıydı. Ve aldığımız iyi olabilir ama mükemmel değildi.

Ve böylece sahip olduğumuzla beklentilerimizi karşılaştırırız ve sahip olduğumuz beklediğimize kıyasla hayal kırıklığına uğratır.

İnsanların yaşantısına seçenekler katmak onlara yardım etmek yerine bu seçeneklerin ne kadar iyi olacağına dair beklentilerini yükseltir.

Ve bunun yaratacağı sonuçlardan birisi daha az tatmindir, bu sonuçlar iyi olsa dahi.

Karar Vermekte Zorlanmakla Başa Çıkma Yöntemleri

Sanayileşmiş dünyada, son kuşakta klinik depresyon patlamıştır. Depresyon ve elbette intihardaki bu patlamaya, elbette tek değil, ama en belirgin katkı insanların hayal kırıklığı yaratan deneyimlerinden gelmektedir çünkü standartları çok yüksektir.

Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler. Ve bu yüzden net sonuç, genel olarak, objektif olarak bakılırsa, iyi idare ettiğimiz ancak daha kötü hissettiğimizdir.

Her şey daha kötüyken her şeyin daha iyi olmasının nedeni her şey kötüyken insanların hoş sürprizler yaratacak deneyimler yaşamalarının mümkün olmasıydı.

Karar verebilmek
Karar verebilmek

Bugünlerde, yaşadığımız dünyada insanların umut edebileceğinin en iyisi, umduğunun en iyisi olmasıdır; beklentilerimiz tavana vurmuştur. Ancak mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- beklentilerinizi düşük tutmaktır. Çünkü seçme fazlalığı bizi hasta ediyor.

Seçmeyi öğrenmek zordur. İyi seçim yapmayı öğrenmek daha zordur. Ve sınırsız olasılıklar dünyasında iyi seçim yapmayı öğrenmek daha da zor, belki de çok zor. Seçeneklerimizin sınırsız olması nedeniyle, seçimlerimiz tamamen özgür olacak ve sonsuz sayıda seçenek arasından istediğimizi seçebileceğiz.

Bununla birlikte, sonsuz seçeneklerin olması, seçim yapmakta zorlanabileceğimiz anlamına da gelir. Sınırsız seçenekler arasında kaybolmak kolaydır ve bu nedenle ne istediğinizi ve nereye gitmek istediğinizi belirlemek, seçimlerinizi yapmanıza ve ilerleme kaydetmenize yardımcı olacaktır.

Sonsuz seçeneğin var, limit yok.
Sonsuz seçeneğin var, limit yok.

Herkesin bir akvaryuma ihtiyacı vardır. Çünkü işin aslı şu ki, eğer akvaryumu kırarsanız her şey mümkündür, özgürlüğe sahip değilsiniz. Felçsiniz. Eğer akvaryumu kırarsanız her şey mümkündür, tatmin duygusunu azaltırsınız.

Felç durumunu artırıp tatmin duygusunu azaltırsınız. Bu neredeyse kesin bir şekilde çok kısıtlayıcı – hatta balık için bile, ve kesinlikle bizim için. Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir.

Bu durumda, seçimlerinizi basitleştirmek ve önceliklerinizi belirlemek için liste yapmak faydalı olabilir. Bu şekilde, seçimlerinizi daraltabilir ve sonunda en iyi seçeneği bulabilirsiniz.

Ayrıca bu tarz psikoloji konuları ilginizi çekiyorsa, yine sitemizde yer alan “Erteleme Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemi” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler