Dengesiz ve Düzensiz Beslenme Yaşlandırır Mı?

Modern hayatın en büyük bahanesidir “vakit bulamıyorum, yoğun çalışıyorum, zamanım trafikte geçiyor, evde yemek yapmak çok vakit alıyor” diye uzuyor bahaneler silsilesi. Oysa yemek sitelerinden yemek istemek bir tık uzakta. Durum böyle olunca düzensiz beslenmek kaçınılmaz oluyor. Düzensiz beslenme de beraberinde erken yaşlılığı getiriyor.

Dengeli ve Düzenli Beslenme Nedir?

Beslenme açlık duygusunu bastırmak için yemek içmek değildir. Aksine sağlığı korumak, yaşam kalitesini artırmak için vücudun ihtiyacı olan besin öğelerinin doğru miktarda ve doğru zamanda alınmasıdır. Yani kişi kendinin doktoru olmalıdır. Nerede ne zaman ne yiyeceğini bilmek, kişiye sağlıklı olmayı kazandırabilir. Tabi bütün bunlar literatür kısmı, hangi insan sağlıklı olmak adına her gün sebze ağırlıklı menüleri tercih eder ki? Özellikle yemekler konusunda çağ atlamış ülkemizde bazen zor olabilir.

Düzensiz Beslenmenin Ana Kaynağı Nedir?

Günümüz insanları çalışma temposunun yoğunluğundan kaynaklı olarak çoğunlukla işlenmiş gıdalarla besleniyor. İşlenmiş gıdalar hem pratik hem de o anda ihtiyacımız olan şekeri sağlıyor. Ancak besin değeri bakımından faydasız, vitamin, mineral gibi vücudumuzun uzun süreli ihtiyaçlarını almadan besleniyoruz. Böyle bir coğrafyada yaşayıp düzensiz beslenmemek elde değil diyenleri duyar gibiyim. Belirli aralıkla düzensiz beslenilebilir ama bu rutine asla dönüşmemeli. Yaşam kalitesini düşürmemek için sağlıklı olmaktan önce sağlıklı düşünmeliyiz.

Vücudun ihtiyacı olan besinler yeteri kadar alınmadığında sağlık sorunları başlar. Vücudumuzun 50’ye yakın besin değerine ihtiyacı vardır. İnsanın sağlıklı gelişmesi ve uzun yıllar yaşayabilmesi için bu ögelerden her birini günlük olarak alması gereken miktar vardır. Bu besin değerleri çok alındığında vücutta depolanır ve az alındığında gelişim engellenir. Her iki durum da sağlığı olumsuz etkiler. Yediğimiz hazır yiyeceklerin çoğunda yağ oranı çok yüksektir. Bu da vücuda fazladan yağ almaktır ki bu depolanır. İlerleyen yaşlardaki en büyük sağlık sorunlarının temelini bugün yediğimiz hazır yiyecek kültürü oluşturur.

İnsanlığın var olduğu zamandan bu yana beslenme en çok üzerinde durulan konuların başında gelir. Yaşlanmamak için hangi yollar denenmedi ki. Balı yemekten çok kozmetikte kullandılar, deniz tuzuyla banyo yaptılar, ponza taşıyla ölü deriyi attılar hatta asit peelingleri yaptıkları bile biliniyor. Ama hiçbiri çözüm olmadı.

Bundan yaklaşık 2500 yıl önce tıp biliminin babası Hipokrat; “Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun” demiş.

Bugün beslenmenin temelleri de böyle değil mi? Grip olduğumuzda hemen ilaca mı sarılıyoruz yoksa c vitamini ağırlıklı meyvelere mi? Tüm bunlar yediklerimizin önemini anlatıyor aslında. İşlenmiş gıdalardaki katkı maddeleri vücutta biriktikçe kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Vücudumuzdaki deformasyonlar günlük hareketleri de engeller ve yaşın ilerlemesiyle beraber deformasyonların onarımı zaman alır. Yaşlanma kaçınılmaz son ama yediklerimizle yaşımızı saklayabiliriz. Etrafımızda görmüşüzdür 50 yaşında olup hala genç gösteren insanları. İşte onlar yemenin önemini kavramış, kavramakla kalmamış hayatına da yansıtmış insanlardır.

Sağlıklı beslenmek sevdiğimiz her şeyi yemek değildir. Sadece hazır besinlerin daha az tüketilmesi diyebiliriz. Bunların yanında bol su içmek, uyku düzenine dikkat etmek, beslenmeye dikkat etmek sağlıklı bir cilt demektir. Bu da cildin geç yaşlanması demek. Cildimizin yaşlanmaması için nelerden kaçınmalıyız? İlk kuralımız şekerli olan her şeyden uzak durmak. Kola, meşrubatlar, bisküviler en başta geliyor. Bunların yanına işlenmiş et grubu (salam, sosis), kızartmalar, paketli gıdalar, çok yağlı soslar, alkol, tereyağı ve margarin grubunu dahil edebiliriz. Bunların yerine daha az zararlı yiyecekleri hayatımıza dahil edebiliriz. Kızartma yerine haşlamayla başlanabilir. Unutmayalım yaşlılık geri dönüşü olmayan yoldur.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler