İçsel Haritanın Çizimi ve Şartlandırmanın Görünmez Etkileri

Şartlandırmaların Farkına Vararak Anlamı Yakalamak
Şartlandırmaların Farkına Vararak Anlamı Yakalamak

Psikolojik deneyler ve şartlandırma araştırmaları, insan davranışını nasıl şekillendirir? Bilimin gözünden, anlamlı ve sisifos şartlandırmanın etkisi. Anlamın, operant ve sosyal şartlandırmada rolü hakkındaki tüm bilgilere yer verdik.

Bizi çalışmaya isteklendiren nedir? Öyle görünüyor ki çoğumuz sürekli ilerleme ve amaç duygusu hissettikçe başarılı oluyoruz. Yazımızda psikolojik deneylerle anlamlı şartlandırma ve sisifos şartlandırmayı anlamak; zorlukları aşarak yeni başlangıçlar yaratmak için şartlandırmaların farkına varmanın yollarından, işimizdeki anlamı ve davranışlarımızın ince farklarını ortaya çıkaran iki ufuk açıcı deney olan Bionicle ve Origami deneylerinden bahsediyoruz.

İnsanların Çalışma Sebebinin Anlamı

Neden çalışıyoruz diye düşündüğümüzde eminim herkesin kendini ikna edecek geçerli birçok nedeni vardır. Ancak insanların nasıl çalıştığını düşündüğümüzde, sahip olduğumu saf sezgi insanların bir labirent içinde olduğu ve tüm ilgilendiklerinin para olduğudur.

Ve biz insanlara para verdiğimiz an, onları o şekilde veya bu şekilde çalışmaya yönlendirebiliriz. Ve biz gerçekten insanların çalışma sebebi ve iş gücü piyasasının neye benzediği hakkında bu inanılmaz basit görüşe sahibiz. Aynı zamanda, eğer bunun hakkında düşünürsek, etrafımızda her türlü garip davranışın olduğunu görüyoruz.

İnsanların Çalışma Sebebinin Anlamı
İnsanların Çalışma Sebebinin Anlamı

Dağ tırmanışı, dağcılık gibi şeyleri düşündüğümüzde sevinç ve mutluluk anlarından ziyade sefalet dolu anları okumaya, dinlemeye şahit oluruz. Bunların hepsi donmalar ve zorlu yürüyüşler hakkındadır ve nefes zorluğu, soğuk, zor şartlar.

Ve eğer insanlar sadece mutlu olmaya çalışıyor olsaydı, zirveye ulaştıkları anda bunun korkunç bir hata olduğunu düşünürlerdi. Ama böyle düşünmek yerine insanlar aşağı indikten sonar toparlanıp, tekrar yukarı çıkıyorlar.

Ve dağ tırmanışını bir örnek olarak düşürsek, bu örnek bize birçok şey ileri sürer.

Motivasyon
Motivasyon

Bu bizim amaca, bir tepeye ulaşmayı önemsediğimizi ileri sürer. Bu bizim mücadeleyi, meydan okumayı önemsediğimizi ileri sürer. Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.

İki haftadan fazla bir süredir üzerinde çalıştığınız, gece geç saatlere iş yerinde kaldığınız bitirilmesi gerekenden bir gün paylaştığınız sunumunuza “güzel sunum ancak toplantı iptal edildi” cevabını aldığınızı hayal edin.

Her gece geç saatlere kadar çalışıp, çalışmaktan keyif alıp mükemmel hale getirdiğiniz sunumunuzu kimsenin izlemeyeceğini bilmenin bir depresyon nedeni olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Bionicle Deneyi: Şartlandırmanın İzinde Anlamı Keşfetmek

“Çalışmalarımızın meyveleri” fikriyle yapılan küçük bir deneyden bahsetmek istiyorum.

Bu deneyde insanlara legolar verilerek bir şey yapmaları isteniyor.

  • Bir grup insana “3 dolara Bionicle yapmak ister misin?” diye soruluyor. İnsanlar teklifi kabul ediyor ve yapmaya başlıyor. Daha sonra yapılmış olan Bionicle’ı alıp masanın altına koyuyorlar ve “Bir tane daha yapmak ister misin, bu sefer 2.70 dolar karşılığında?” diye soruyorlar.
Bionicle
Bionicle
  • Evet diyenlere başka bir tane daha veriliyor. Ve bitirdikten sonra onlara “Başka bir tane daha kurmak ister misin?” Bu sefer 2.40 dolar karşılığında.
  • 2.10 dolar karşılığında “Hayır, o kadara değmez.” diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak soruluyor.

İşte buna anlamlı şartlandırma denilmektedir. Anlamlı şartlandırma, insanların istenilen bir davranışı gerçekleştirmeleri için olumlu sonuçlarla ödüllendirilmesi sürecidir. Bu yöntemde, öğrenme sürecinde insanlara istenilen davranışlarını pekiştirmek ve tekrarlamalarını sağlamak için, anlamlı bir ödül veya takdir verilir.

Deneyin devamında katılımcılar art arda inşa edilen Bionicle’ların her birini bitirdiklerinde, araştırmacılar onları masanın altına koyuyorlar. Ve deneyin sonunda deniliyor ki, bu Bionicle’ları alacağız ve tekrar parçalara ayıracağız, onları kutulara koyup bir sonraki katılımcı için kullanacağız.

Anlamlı şartlandırma
Anlamlı şartlandırma

Başka bir şartlandırma şekli daha var. Ve buna sisifos şartlandırması denilmektedir. Sisifos şartlanması, bir kişinin sonsuz bir döngü içinde aynı işi yapmaya zorlanması veya tekrar eden bir görevi başarıya ulaşmak için devamlı olarak yapmasıdır.

Eğer sisifos hakkındaki hikayeyi hatırlarsanız, Sisifoslar tanrılar tarafından aynı taşı tepeye çıkarmakla cezalandırılmış olup, tam sona gelmek üzereyken, taş yuvarlanıp düşer ve tekrar başlamak zorunda kalır. Siz bunu boşa iş yapmanın esası olarak düşünebilirsiniz. Eğer taşı farklı bir tepeye taşısaydı, en azından biraz ilerleme hissi yaşayabilirdi.

Aynı zamanda, eğer hapishane filmlerine bakarsanız, bazen gardiyanlar mahkumlara işkence olsun diye bir çukur kazdırır ve mahkum işini bitirdiğinde, çukuru geri doldurtup tekrar kazdırırlar.

Sisifos şartlandırması
Sisifos şartlandırması

Bu bir şeylerin tekrar tekrar yapıldığı döngüsel uyarlamada özellikle şevk kırıcı bir şey var.

Deneye dönecek olursak ilk önce karşılığında 3 dolar verilerek yapılan Bionicle’ler her seferinde 30 sent daha az verilerek yaptırılıyor. Onlar yaptıkça araştırmacılar parçalara ayırıyor.

Katılımcılar her evet dediğinde onlara araştırmacıların parçalara ayırdıkları Bionicle’ler veriliyor ve bu böyle bitmeyen bir döngü; katılımcılar yapıyor, araştırmacılar gözlerinin önünde parçalıyor.

Bu deneyi kendi içinde karşılaştırırsak ne olur?

Öncelikle olan şey anlamlı şartlandırmadaki insanlar sisifos şartlandırmasındaki insanlardan daha fazla Bionicle yapmıştır. – 11’e karşı 7-

Bu arada çok büyük anlamlardan bahsetmiyoruz. İnsanlar kansere çare bulmuyor ya da köprüler inşa etmiyorlar. İnsanlar birkaç dolar için Bionicle yapıyorlardı. Dahası tüm katılımcılar Bionicle’ların kısa bir süre sonra parçalanacağını biliyorlar.

Bionicle parçaları
Bionicle parçaları

Öyle büyük bir anlam için gerçek bir fırsat yoktu ama küçük bir anlam bile fark yaratıyordu.

Yani insanlar anlamın etkisini biliyorlar, sadece bu etkinin büyüklüğünü bilmiyorlar, ne derecede etkili olabileceğini bilmiyorlar.

İnsanların tahminleri doğru yönde ama doğru çapta değil..

Daha sonra bu deneyin başka bir uyarlamasını yapılıyor.

Araştırmacılar başka bir veriyi daha inceliyorlar. Düşünürseniz, benim gibi legoları seven insanlar vardır. Ve legoları seven insanlar az para için bile olsa daha çok lego yapabilirler çünkü ne de bundan çok içten keyif alırlar. Legoları daha az seven insanlar daha az lego yapıyor çünkü bu işten daha az zevk alıyorlar.

Ve anlamlı şartlandırmada araştırmacıların bulduğu şey lego sevgisi ve katılımcıların yaptığı lego sayısı arasında çok güzel bir ilinti olduğuydu.

Sisifosik şartlandırmada ne oldu? Sisifosik şartlanma yönteminde bu ilinti sıfırdı. Lego sevgisiyle kaç tane yaptıkları arasında hiç ilişki yoktu. Burada insanların gözlerinin önünde oyuncakları parçalama hilesiyle esasen bu uğraştan alabilecekleri bütün keyif kaçırıldı. Kökünden ortadan kaldırıldı.

Yap Boz

Aslında hepimizin ihtiyacı üzerinde emek verdiğimiz, karar verdiğimiz, bizim için anlamı olan her şeyi ifade etme fırsatının verilmesidir. Ama şu var ki bunların her biri biraz çaba ve motivasyon gerektirir.

Eğer anlamın önemini anladıysanız, insanların yaptıkları şeyleri umursamalarını sağlamak için biraz zaman, enerji ve çaba harcamanın gerçekten önemli olduğu sonucuna varırsınız.

Anlamlı Şartlandırma: Hayattaki Motivasyonun Yeniden Keşfi

Yapılan başka bir deneyde üzerinde rastgele harfler olan bir sayfa kağıt katılımcılara verilerek aynı harf çiftlerinin bulunması isteniyor. İnsanlar ilk sayfayı yapıyor ve sonra biraz daha az para karşılığında bir sayfa yapar mısınız diye soruluyor. Ve sonraki sayfalar için ücret azaltılarak teklife devam ediliyor.

Burada üç şartlandırma var:

  • İlk şartlandırmada insanlar sayfanın üzerine isimlerini yazıyorlar, bütün harf çiftlerini buluyorlar ve deneyi yapana veriyorlar. Araştırmacı baştan sona inceleyip “hı hı” deyip kağıdı diğer kağıt öbeklerinin üzerine koyuyor.
  • İkinci şartlandırmada insanlar üzerine isimlerini yazmıyorlar. Araştırmacı kağıtları alıp hiç incelemeden diğer kağıt öbeklerinin üzerine koyuyor.
  • Üçüncü şartlandırmada araştırmacı sayfayı alıp doğrudan kağıt imha makinasına koyuyor.
Anlamlı Şartlandırma: Hayattaki Motivasyonun Yeniden KeşfiAnlamlı Şartlandırma: Hayattaki Motivasyonun Yeniden Keşfi
Anlamlı Şartlandırma: Hayattaki Motivasyonun Yeniden Keşfi

Peki bu üç şartlandırmada ne oldu?

  • Tasdik edilme şartlanmasında, -bu durumda kişi, başarılı olmak için sürekli bir çabayı sürdürür ve yaptığı işlerin doğru olduğunu veya iyi yapıldığını kontrol etmek için sürekli olarak geri bildirim bekler- insanlar 15 sent seviyesine kadar çalışıyorlar. Sayfa başı 15 sent seviyesinde, artık çaba harcamayı bırakıyorlar.
  • Kağıt imha makinası durumunda, sayfa başı 30 sent seviyesine kadar çalışıyorlar. Kağıt imha makinesi şartlandırmasında – bir kişinin tekrar eden ve rutin bir işi yapmak için gereken aletler veya araçlar hakkında bir bağımlılık geliştirmesi durumunu ifade eder.- İnsanlar hile yapabilirdi. İmha edileceğini fark edip daha kötü işler çıkarabilirlerdi. Yani aslında, kağıt imha makinası şartlandırmasında insanlar daha fazla sayfa tamamlayıp, daha fazla para alabilirlerdi ve daha az çaba harcayabilirlerdi.

Yani insanların çabalarını, ürettiklerini imha ettiğinizde yaptıklarıyla mutlu olma şansını ellerinden alıyorsunuz.

  • Peki ya göz ardı etme şartlandırması? – Bir kişinin sürekli olarak aynı uyarıcılara maruz kalması nedeniyle belirli bir uyarıcıyı fark etmeme veya önemsememe durumunu ifade eder – Hemen hemen imha makinası şartlandırmasındaki gibi olduğu söylenebilir. Hem iyi haber hem de kötü haber var. Kötü haber şu ki, insanların performansını göz ardı etmek çabalarını gözlerinin önünde imha etmek kadar kötü. Göz ardı etmek sizi tamemen devre dışı bırakıyor. İyi haber de şu, birisinin yaptığı şeye basitçe bakıp, inceleyip, “hı hı” demek tamamıyla yeterli olarak görülüyor ve insanların motivasyonunu önemli ölçüde arttırıyor.

Yani iyi haber motivasyonu arttırmak o kadar da zor görünmüyor. Kötü haber şu ki; motivasyonu düşürmek inanılmaz kolay görünüyor ve eğer dikkatli düşünmezsek, dozunu kaçırabiliriz.

Origami Deneyi: Katlanan Sanatın İçindeki Motivasyon İncelikleri

Şimdi bütün bunlar negatif motivasyon ya da negatif motivasyonu ortadan kaldırmakla ilgiliydi. Bundan sonraki kısım ise pozitif motivasyonla ilgili.

Başka bir araştırmada katılımcılar deneyi gerçekleştirenler ve gözlemciler olarak iki gruba ayrılıyor. Deneyi yapacak olan gruptan origami yapılması isteniyor. Herkesin acemi olduğu bu gruptan oldukça çirkin origamiler çıkıyor.

Daha sonra bu katılımcılara “Bu origami aslında bize ait. Sen bizim için çalıştın. Sana satalım bunu. Kaç para ödemek istersin?” diye sorularak kaç para ödeyebilecekleri ölçülüyor.

Dışarıdan gözlemci olan insanlarla karşılaştırdığımızda origamiyi yapanların bunların güzel origami parçaları olduğunu düşündükleri ve beş kat daha faz ödemeye gönüllü oldukları görülüyor.

Eğer siz yaptıysanız, ne düşünürdünüz?

Origami
Origami

“Ben bu origamiyi çok seviyorum ama biliyorum ki başka kimse sevmez” mi?

Yoksa “Ben bu origamiyi çok seviyorum ve herkes de çok sevecek” mi? Bu ikisinden hangisi doğru?

Görülen şu ki, yapanlar, sadece origamiyi sevmediler, herkesin dünyayı kendilerinin görüceği şekilde görerek herkesin çok seveceğini düşündüler.

Araştırmacılar bir sonraki uyarlamada daha zor hale getirmeye çalışarak insanlara aynı görevi verip, bazılarından açıklamaları saklıyorlar. Bu durumda daha çirkin ancak daha zor yapılmış origamiler ortaya çıkıyor. Yapanlar daha çok severken gözlemciler daha az seviyor. Açıklama olmadan daha fazla çaba harcayarak origamiyi yapanların daha çok sevdiği görülüyor.

Tıpkı lego yapan denekler gibi, kendi yaratmış olduğumuz varlığa baktığımızda başka insanların onu bizim gibi görmediklerini anlamıyoruz.

Verimlilik ve Anlamın Dansı: İş Hayatında Tatmin Edici Bir Dengenin Anahtarı

Adam Smith’e göre 12 farklı aşaması olan iğnelerin bütün aşamalarını tek bir insan yaparsa üretim çok düşük olurdu. Ama bir insan birinci aşamayı yaparsa ve başka bir insan ikinci aşamayı, diğeri üçüncüyü şeklinde giderse, üretim olağanüstü düzeyde artabilir. Gerçekten de bu harika bir örnek ve Sanayi Devrimi’nin ve verimliliğin sebebidir.

Öte yandan Karl Marx emeğin yabancılaşmasının insanların yaptıkları şeyle ilişkilerini düşünmelerinde inanılmaz önemli olduğunu söyledi. Eğer bütün 12 aşamayı siz yaparsanız, iğneye önem verirsiniz. Ama her seferinde sadece bir aşama yaparsanız, belki o kadar önemsemezsiniz.

Sanırım Sanayi Devrimi’nde Adam Smith Karl Marx’tan daha doğruydu ama gerçek şu ki, bizler değiştik. Artık bilgi ekonomisindeyiz.

Verimlilik Anlamdan Hala Daha Önemli Midir?
Verimlilik Anlamdan Hala Daha Önemli Midir?

Kendinize sorabilirsiniz, bilgi ekonomisinde ne olur? Verimlilik anlamdan hala daha önemli midir? Bence cevap hayır.

Bence insanların çabaları, dikkatleri, verdikleri önem, hissettikleri bağ konularında kendileri karar vermeleri gerektiği durumlara doğru ilerledikçe ve işe giderken ve duş alırken emekleri hakkında düşünürlerken bir anda Marx bize daha çok şey anlatabiliyor.

Yani emek hakkında düşünürken, genellikle motivasyon ve ödemeyi eş alırız ama gerçekte daha birçok farklı şey eklememiz lazım anlam, yaratım, zorluklar, sahiplik, kimlik, gurur vs.

Kendi anlamımızı, gururumuzu, motivasyonumuzu nasıl yaratabiliriz, bunu iş yerimizde ve çalışanlarımız için nasıl yaparız diye bütün bu bileşenleri ekleyip düşünürsek insanları hem daha üretken hem de daha mutlu yapabiliriz.

Ayrıca bu tarz psikoloji konuları ilginizi çekiyorsa, yine sitemizde yer alan “Kayıp Yaşayanlar İçin Kederin Evreleri” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler