Google Adı Nereden Geliyor? Googol Hikayesi

Dünyanın en çok kullanılan arama motorunun adı, planlanmış bir marka çalışmasının değil, bir klavye hatasının sonucudur. Google adı nereden geliyor sorusunun yanıtı 1997 yılına, Stanford Üniversitesi’nin bilgisayar bilimleri binasındaki küçük bir odaya uzanıyor. Orada yapılan kısa bir beyin fırtınası, matematikten ödünç alınan bir kelimeyi yanlışlıkla değiştirdi ve ortaya bugünkü marka çıktı.
Bu yazımızda Google adının kökeni ve Googol hikayesini baştan sona, doğrulanmış kaynaklara dayanarak anlattık. Googol sayısının ne olduğuna, “BackRub” adlı ilk projeye, 15 Eylül 1997’de tescil edilen alan adına ve hikayenin ne kadarının kesin olduğuna sırayla değineceğiz.
İçerik Başlıkları
Googol Nedir, Googol Sayısı Kaç Sıfırdan Oluşur?
Googol, matematikte 10100 sayısına verilen addır. Googol sayısı kaç sıfırdan oluşur sorusunun yanıtı da bu gösterimde gizli: 1 rakamının ardına tam yüz sıfır eklenir. Bu, gündelik hayatta karşılığı olmayan bir büyüklüktür; evrendeki atom sayısının tahmini değerinden bile kat kat fazladır.
Kelimeyi bir matematikçi değil, bir çocuk buldu. Amerikalı matematikçi Edward Kasner, yüz sıfırlı bu sayıya bir isim ararken dokuz yaşındaki yeğeni Milton Sirotta’ya danıştı. Çocuğun uydurduğu “googol” kelimesi, Kasner ve James R. Newman’ın 1940 tarihli Mathematics and the Imagination (Matematik ve Hayal Gücü) kitabıyla literatüre girdi.

Bu tanımın etrafındaki birkaç ayrıntıyı da bilmekte fayda var:
- Googolplex: 10 sayısının googol kuvvetidir, yani googol’den kıyaslanamayacak kadar büyüktür.
- Tarih tartışması: Kelimenin bulunuş yılı kaynaklarda 1920 ile 1930’ların sonu arasında değişir; kesin olan, kelimenin geniş kitleye 1940 tarihli Mathematics and the Imagination kitabıyla ulaştığıdır.
- Kullanım amacı: Googol pratik bir hesap birimi değildir; büyük sayıları anlatmak için kullanılan bir örnektir.
Larry Page ve Sergey Brin için bu kelimenin cazibesi tam da buradaydı. Ölçülemeyecek kadar çok veriyi düzenleme iddiasını tek kelimeyle anlatıyordu. Büyük sayıların bilişimde nasıl bir iddia aracına dönüştüğünü merak ediyorsanız, kuantum üstünlüğü iddialarını ele aldığımız yazımız bu tartışmanın güncel halini gösteriyor.
Google Adı Nereden Geliyor?
Hikayenin en bilinen kaydı, Stanford’da aynı koridorda çalışan araştırmacı David Koller’e ait. Koller’in Ocak 2004’te yayımladığı Stanford sayfasındaki anlatıya göre olay, Eylül 1997’de Gates Bilgisayar Bilimleri Binası’nın 360 numaralı odasında geçti.
Page ve ekip arkadaşları, projeye yeni bir isim arıyordu. Odadaki lisansüstü öğrencilerden Sean Anderson “googolplex” kelimesini önerdi. Page bunu kısaltıp “googol” dedi. Zaten bilgisayarının başında olan Anderson, alan adı kayıt veritabanında hemen bir sorgu çalıştırdı.

İşte kritik an burada yaşandı. Anderson sorgu kutusuna “googol.com” yerine yanlışlıkla google.com yazdı. Sonuç: alan adı boştu. Page bu yazılışı beğendi ve alan adı saatler içinde, 15 Eylül 1997’de kendisi ile Sergey Brin adına tescil edildi.
Yani Google adının kökeni ve Googol hikayesi tek bir cümlede özetlenebilir: markanın adı, googol kelimesinin yanlış yazılmasından doğmuştur. Google da bu bağı hiç gizlemedi; şirket kendi anlatımında ismin googol kelimesine yapılmış bir gönderme olduğunu ve “çok büyük miktarda bilgi” vaadini yansıttığını belirtir.
BackRub’dan Google’a Geçiş Nasıl Oldu?
Arama motorunun ilk adı Google değildi. Larry Page ve Sergey Brin’in Stanford yıllarında, 1996’da geliştirdikleri sisteme BackRub adı verilmişti. İsim, sistemin çalışma mantığından geliyordu: bir sayfaya verilen geri bağlantıları (backlink) inceleyerek o sayfanın önemini ölçmek.
BackRub bir süre üniversitenin sunucularında, Stanford alan adı altında çalıştı. Proje büyüyüp üniversite dışına taşacak hale gelince, mühendislik jargonu kokan ve kulağa tuhaf gelen bu ad sürdürülebilir olmaktan çıktı. BackRub’dan Google’a isim değişikliği de tam bu ihtiyaçtan doğdu.
Geri Bağlantı Fikri Neden Önemliydi?
BackRub’ın arkasındaki mantık, sonradan PageRank adıyla anılan sıralama yaklaşımıydı. Bir sayfaya ne kadar çok ve ne kadar nitelikli bağlantı veriliyorsa, o sayfa o kadar değerli sayılıyordu. Bu fikir, dönemin yalnızca kelime eşleşmesine bakan arama motorlarına göre çok daha isabetli sonuçlar üretti. BackRub’dan Google’a isim değişikliği yaşanırken bu sıralama mantığı olduğu gibi korundu; değişen yalnızca projenin adıydı.
Bugünkü arama optimizasyonu (SEO) alışkanlıklarının büyük bölümü hâlâ bu mirasın üzerine kurulu. Sitelerin bağlantı yapısını inceleyen araçlara göz atmak isterseniz, ücretsiz SEO tarayıcılarını derlediğimiz listemize bakabilirsiniz.
Google Ne Zaman Kuruldu?
Alan adının tescili ile şirketin kuruluşu arasında yaklaşık bir yıl vardır. Sun Microsystems’in kurucu ortaklarından Andy Bechtolsheim, Ağustos 1998’de henüz var olmayan bir şirkete 100.000 dolarlık çek yazdı. Çeki bozdurabilmek için Page ve Brin’in resmen şirketleşmesi gerekti.
Google Inc. böylece 4 Eylül 1998’de kuruldu. İlk ofis, Menlo Park’ta Susan Wojcicki’den kiralanan bir garajdı; kira aylık 1.700 dolardı. İsimden şirkete uzanan yolu kısa bir kronolojiyle özetleyelim:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 1996 | Page ve Brin, Stanford’da BackRub adlı arama motorunu geliştirir. |
| Eylül 1997 | Gates Binası’ndaki beyin fırtınasında “googol” önerilir, “google.com” yanlışlıkla yazılır. |
| 15 Eylül 1997 | google.com alan adı Page ve Brin adına tescil edilir. |
| Ağustos 1998 | Andy Bechtolsheim 100.000 dolarlık çeki yazar. |
| 4 Eylül 1998 | Google Inc. resmen kurulur; ilk ofis Menlo Park’taki garajdır. |
| Ekim 2009 | Sunucu adları için 1e100.net alan adı kullanılmaya başlanır. |
| 2 Ekim 2015 | Alphabet yapılanmasıyla Google, çatı şirketin bir parçası olur. |

Küçük bir ayrıntı: Google resmî kuruluş tarihi 4 Eylül olmasına rağmen doğum gününü yıllardır 27 Eylül’de kutluyor. Şirketin ilk yıllarında bu tarih birkaç kez değişti; bugünkü kutlama günü tarihsel bir kayıttan çok kurumsal bir tercih.
Yazım Hatası Google’a Ne Kazandırdı?
Kazara yapılan bu değişiklik, marka açısından şanslı bir sonuç doğurdu. “Googol” sözlükte karşılığı olan, matematiğe ait ortak bir terimdir. “Google” ise o güne kadar hiçbir anlamı olmayan, tamamen uydurma bir kelimeydi.
Marka hukukunda anlamı olmayan uydurma kelimeler genellikle daha güçlü korunur, çünkü doğrudan tek bir şirketle özdeşleşir. Ancak kelimenin Türkçe dahil pek çok dilde fiile (“googlelamak”) dönüşmesi tek başına bir avantaj değildir. Bir marka, tüm kategorinin ortak adına dönüşürse korumasını yitirebilir; hukukta buna jenerikleşme (genericide) denir.
GOOGLE markası tam da bu gerekçeyle mahkemede sınandı. Chris Gillespie’nin içinde “google” geçen 763 alan adını kaydetmesiyle başlayan süreçte davacılar, kelimenin artık “internette arama yapmak” anlamında jenerik bir fiil olduğunu öne sürdü ve markanın iptalini istedi. ABD 9. Daire Temyiz Mahkemesi 16 Mayıs 2017 tarihli Elliott v. Google, Inc. kararıyla (No. 15-15809) bu talebi reddetti. Mahkemeye göre bir markanın fiil olarak kullanılması onu kendiliğinden jenerik yapmaz; asıl ölçüt, tüketicinin “google” kelimesini tüm arama motorlarının kategori adı olarak mı yoksa tek bir markanın adı olarak mı anladığıdır. Yüksek Mahkeme incelemeyi reddedince karar kesinleşti ve Google ismini korudu.
Şirket, sayısal köküne yıllar sonra bir selam da gönderdi. 2009’dan itibaren sunucularını tanımlamak için 1e100.net alan adını kullanmaya başladı. 1e100, bir googol’ün bilimsel gösterimidir.
Teknoloji tarihinde tesadüfün belirleyici olduğu tek örnek bu değil. Benzer bir tesadüf zincirini, Gorilla Glass’ın icat hikayesini anlattığımız yazımızda okuyabilirsiniz.
Google Adının Hikayesi Ne Kadar Güvenilir?
Bu anlatının kaynak değeri üzerinde durmakta fayda var. Koller’in metni, olaydan yaklaşık yedi yıl sonra, odada bulunanların hatıralarına dayanarak yazıldı. Yani anlık bir tutanak değil, sonradan derlenmiş bir tanıklıktır.
Buna karşılık iki nokta bağımsız biçimde doğrulanabiliyor:
- google.com alan adının tescil tarihi 15 Eylül 1997‘dir ve alan adı kayıtlarıyla sabittir.
- Google’ın kendi resmî kuruluş anlatımı, ismin googol kelimesine dayandığını doğrular.
Tartışmalı olan kısım, yazım hatasının tam olarak nasıl yapıldığı ve o an odada kimin ne söylediğidir. Bu ayrıntılar tek bir hatıraya dayanır. Aynı belirsizlik “googol” kelimesinin bulunuş yılı için de geçerlidir; ansiklopedik kaynaklar 1920 ile 1937 arasında farklı tarihler verir. Kelimenin matematiksel tanımı için Wikipedia’nın googol maddesi derli toplu bir başlangıç noktasıdır.
Sonuç
Google adı nereden geliyor sorusunun kısa yanıtı şudur: planlı bir marka stratejisinden değil, doğru anda yapılmış bir hatadan. Googol kelimesinin yanlış yazılması bir alan adı sorgusu sırasında gerçekleşti ve o hatalı yazım kalıcı hale geldi. Larry Page ve Sergey Brin’in Stanford yılları, hem bu hatanın yaşandığı zemini hem de arkasındaki teknolojiyi hazırlamıştı. Aradan geçen yıllarda bu uydurma kelime, dünyanın en tanınır markalarından birine dönüştü.
Eğer teknoloji tarihinin bu tür kuruluş hikayeleri ilginizi çekiyorsa, sitemizde yer alan “Steve Jobs Xerox PARC Ziyareti: Çalıntı Fikir Efsanesi” adlı yazımıza da göz atabilirsiniz.
