Fransız Operasının En Ünlü 6 Eseri ve Hikayesi

Çoğunlukla konusunu tarihten, efsanelerden ve yaşanılan güncel konulardan alan opera sanatının, Fransa yansımasındaki en ünlü eserlerini ve bu eserlerin ortaya çıkış hikayelerini de oldukça benzersiz bulduğumuz için yazımızda Fransız operasının önemli sanatçılarının eserlerinin ortaya çıkış hikayelerini derledik.

Fransız Operasının En Ünlü Sanatçıları ve Eserleri

Fransızlar tiyatro ve baleye ağırlık verdiği için operaya geç alıştılar. 1650 yılından önce Paris’te ünlü İtalyan ve Alman operaları sahnelenmeye başlandı ve Fransa operayla tanışmış oldu. XIV. Louis döneminde Fransız opera kültürü oluşmaya başladı ve ünlü Fransız besteciler Fransızca librettolarla eserler vermeye başladı. Operanın yaygınlaşmaya başlamasıyla opera binalarına da ihtiyaç duyuldu. İlk opera binası Academie Royale de Musique’ydi. 19. yüzyılın sonlarına kadar operalar bu binada sahnelendi. Fransızlar komedi türündeki türündeki operayı çok sevdi ve bu türe “opera comique” dediler. Uyarlama olmayan ilk Fransız operası örneği Robert Cambert’in Pomone adlı eseridir. Pastoral tarzda Etienne Nicolas Mehul’un Joseph operası ve yine pastoral esintilerin olduğu Jules Massenet’in Ariane operası, komedi tarzdaki François Adrien Boieldieu’nun La Dame Blanche operası, büyük çocuk orkestrası örneği olan Hector Berlioz’un La Damnation de Faust operası ve tüm zamanların en iyisi olmaya aday George Bizet’in Carmen operası Fransız operasının önde gelen operalarındandır.

1. Robert Cambert – Pomone

Robert Cambert’in 5 perdelik pastoral bir operasıdır. İlk Fransız operası olarak tanımlanan Pomone 3 Mart 1671 yılında seyircisiyle buluştu. Mit kökenli olan Pomone, Roma mitolojisine meyve ağaçlarının ve meyvelerin tanrıçası olarak ifade edilir.

Pomone Roma mitolojisinin bir efsanesidir. Efsaneye göre Pomone; ormanlardan ve meyvesiz ağaç korularından hiç hoşlanmaz, meyve bahçelerini ve türlü meyveleri sever, tüm gününü meyve bahçelerinin bakımıyla geçirir. Çok güzel ve çok yeteneklidir, onunla evlenmek isteyen çoktur fakat evlenmeyi hiç istemez. Pomone ile evlenmek isteyenlerin içinde yakışıklı Vertumnus da vardır. Vertumnus kılık değiştirip Pomone’nin karşısına çıkar. Çirkin bir çoban kılığına girer ve ona meyve sepeti götür. Vertumnus iyice alışmış, farklı günlerde farklı kılıklarda Pomone’yi ziyaret eder. Vertumnus bir süre sonra biraz vakit geçirip ayrılmayı yeterli bulmamaya başlar ve yaşlı kadın kılığına girerse Pomone’nin ondan şüphelenmeyeceğini aksine daha rahat dertleşebileceklerini düşünür. Düşündüğü gibi de olur, Pomone ondan hiç şüphelenmez. Yaşlı kadın kılığındaki Vertumnus iltifatlar etmeye başlar ve sonunda dayanamayıp öper. Yaşlı kadın Vertumnus olduğunu itiraf eder ondan çok hoşlandığını evlenmek istediğini ve Venüs’ün evlenmeyenlerden hiç hoşlanmadığı söyler. Vertumnus’un gerçek görüntüsünden çok etkilenen Pomone, Vertumnus ile evlenir ve çok mutlu bir hayat sürdürürler.

2. Etienne Nicolas Mehul – Joseph

Fransız besteci Etienne Mehul’un üç perdelik komedi operasıdır. Alexandre Duval’ın librettosu, Joseph (Yusuf peygamber) ve kardeşlerinin İncil’de yer alan hikayesine dayanır. Eser ilk olarak Paris’te 17 Şubat 1807 tarihinde sahnelendi. Bu opera Fransız operasının seyrini etkileyecek kritik bir başarıdır. 1810 yılında Opera Komik’te son 10 yılda sahnelenen en iyi parça ödülü almıştır.

Yakup Peygamber’in en sevdiği oğlu Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya atılır. Su almak için duran kervanlardan biri fark eder ve onu Mısır’a köle olarak satar. Zamanla Mısır firavununun gözüne girer ve ülkenin önemli adamlarından biri haline gelir (operada Kleophas adıyla geçer). Aradan uzun yıllar geçtikten sonra İsrail kıtlık çekmeye başlar ve Yakup peygamberin oğulları yiyecek istemek için Memphis’teki saraya gelirler. Kardeşleri Yusuf’u tanımazlar ve yıllar önce ona yaptıklarını cezasız kalacak sanarlar. Yakup peygamberin oğullarıyla Mısır’a geldiğini haber alan Yusuf, kardeşlerini ziyaret eder. Yaptıklarından pişman olan Simeon’u dua ederken bulur. Yusuf yabancılara karşı çok merhametli olduğu iddiasıyla suçlanır çünkü saraydaki kimse kardeşleri olduğunu bilmez. Kendini firavuna karşı savunmaya çalışırken kardeşlerden Simeon, Yusuf’a yaptıklarını babasına anlatır. Çok öfkelenen Yakup’u, Yusuf ve Benjamin (tek masum oğlu) suçlu kardeşleri için merhamet ister. Yakup yumuşadığında Yusuf gerçek kimliğini açıklar ve onlara istedikleri yiyecekleri verir.

3. François Adrien Boieldieu – La Dame Blanche

Fransız besteci François-Adrien Boieldieu’nun 3 perdelik komedi operasıdır. Librettosu Eugene Scribe tarafından yazılmıştır. The Monastery ve The Abbot adlı romanların bazı bölümlerinden esinlenilmiştir. Gotik tarzdaki opera romantik unsurlara da sahiptir. Eser fantastik hikayeyi operaya sokmaya yönelik ilk girişimlerdendir.

Kont ve Kontes Avanel sürgüne gönderilecekleri için bütün mal varlıklarını kahya Gaveston’a bırakmak zorunda kalırlar çünkü oğulları Julien ortalıkta yoktur. Bu sırada Kont’un topraklarında kiracı olan Dickson ve eşi Jenny İngiliz ordusunda subay olan Georges Brown’a oğullarının vaftizi için ricada bulunurlar. Vaftizden sonra Dickson, subay Brown’a Gaveston’un Kontlara ait tüm mal varlığını açık artırmada satacağını söyler. Jenny “Beyaz Leydi” şarkısını söylemeye başlar, bu Avaneller’in koruyucusudur. Bu arada Avaneller tarafından yetiştirilen yetim Anna, Jenny’e çocukluk aşkı olan evin tek vasisi Julien’e benzediği için yaralı bir askere baktığını anlatır. Bu yaralı asker Brown’un ta kendisidir, Anna ondan açık artırma için kendisine itaat etmesini ister. Brown onu kırmaz kabul eder. Açık artırma günü kolayca tüm mal varlığının sahibi olacağına inanan Gaveston büyük bir hezimete uğrar. Çünkü Anna’nın desteğini alan Brown devasa şato için 500.000 frank teklif eder ve şatoyu satın alır. Avaneller Beyaz Hanım heykeline çok önem verirdi. Söylentilere göre servetin büyük çoğunluğu bu heykeldedir. Heykelin şatoda olduğunu düşünen Anna ve Brown aramaya başlarlar. Bu sırada Gaveston türlü kumpaslar kurar, Anna’yı tutuklatmak için peçesini öfkeyle yırtar. Anna’nın kumpasa uğradığını anlayan Brown gerçek kimliğini ortaya çıkarır. Brown aslında Julien’dir, o günden sonra Anna ve Julien evlenir, mutluluk içinde yaşarlar.

4. Georges Bizet – Carmen

Fransız besteci George Bizet’in 4 perdelik operasıdır. Ana konusu Mérimée’in Carmen adlı kısa romanından alınmıştır. Librettosu Meilhac ve Halévy tarafından yazılmış, prömiyeri Paris’te, Opera Komik’te, 1875’te sahnelenmiştir. Fransa’da 3 Mart günü ilk kez sahnelendiğinde alışılan opera anlayışından uzak, ahlaki anlayışın ihlali olarak algılandığından olumsuz tepkilerle karşılaşmıştır. Eleştirmenler tarafından çokça eleştiren Carmen, üstünkörü ve yüzeysel bulunduğu için afişleri kaldırılmıştır. Bu duruma çok üzülen Bizet bu olaydan 3 ay sonra vefat etmiştir.

Carmen operasının hikayesi 1830’lu yıllarda İspanya’nın Sevilla şehrinde geçer. Konusu bir tütün fabrikasında çalışan çok ateşli ve çok güzel bir çingene kızı olan Carmen, operanın başkahramanıdır. Ateşli ve güzel olmasını kullanan Carmen, aşkta tecrübesiz asker olan Onbaşı Don Jose’yi kandırır. Onbaşı delicesine bir aşkla tutulduğu çingene kızı yüzünden öyle bir hata yapar ki, başına ödül konmuş haydutlardan biri haline gelir. Eski saflığından eser kalmayan onbaşı çingene kızına tutkusundan dolayı eski nişanlısını terk eder. Başına buyruk halleriyle bilinen, aşkta kural ve baskı altına girmek istemeyen Carmen onbaşıdan sıkılır ve boğa güreşçisi Escamillo ile aşk yaşamaya başlar. Onbaşı bunu öğrenince öfkeden deliye döner ve kıskançlığından Carmen’i öldürür. Operanın sözlerinden bir kısmı şöyledir:

Aşk bir çingeneye benzer
Kural tanımaz
Sen beni sevmesen bile
Ben seni severim
Ve seni seviyorum

5. Hector Berlioz – La Damnation de Faust

Besteci Hector Berlioz’un 4 solo ses ve 7 parçalı korosuyla büyük çocuk korosu orkestrası için hazırlanan operasıdır. Berlioz bu eserine “efsane dramatique” (dramatik efsane) adını vermiştir. İlk kez Paris’teki Opera Komik’te 6 Aralık günü sahnelendi.

Hikayenin başkahramanı olan Faust hayattan fazlaca sıkılmış, bunalım içinde hatta intihara bile teşebbüs etmiş bir bilgindir. Girişiminde başarılı olamamış bu yüzden dünyanın bütün tadını çıkarmak, daha fazla sihir ve bilgi gücünü elde etmek için Şeytan’ın temsilcisi Mephistopheles’i çağırır. Faust, Mephistopheles ile pazarlık yapmaya başlar. Varılan sonuca göre; Mephistopheles bir süre sihirli güçlerini Faust’a verecek, hizmetkarı olacak ve süre bitince Şeytan’ın temsilcisi Faust’un ruhunu alacak ve sonsuza kadar kölesi yapacaktır. Bu hikayenin çok çeşitli versiyonu var fakat birçoğunda  Mephistopheles, Faust’un oğlunu doğuran güzel ve masum Gretchen adında bir kızı baştan çıkarırken yardım etmesinden bahseder. Faust bu evlilik dışı çocuğu boğar ve cinayetten yargılanır. Gretchen’in masumiyeti ve Tanrı’ya yalvarışlarıyla idamdan kurtulur ve cennete girer. Farklı versiyonlara göre ise; Faust geri dönülemez şekilde hata yapmış, günahlarını affedilmeyecektir. Şeytan’ın temsilcisi ile anlaşılan süre bittiğinde Mephistopheles onu cehenneme götürür.

6. Jules Massenet – Ariane

Jules Massenet’in Yunan mitolojisinden (Ariadne’nin hikayesi) esinlendikten sonra Catulle Mendes’in Fransız librettosu için yazdığı 5 perdelik opera eseridir. İlk defa Paris’teki Palais Garnier’de 31 Ekim tarihinde sahnelendi. Ariane, çoğunluk tarafından beğenilmedi ve popülaritesini koruyamadı. Massenet modası geçmiş sanatçı olarak anıldı. Ancak Ariane, büyük Fransız besteci Gabriel Faure tarafından “Ariane, asil, büyük ve dokunaklı bir eser…” sözleriyle övüldü.

Hikaye, Yunan mitolojisindeki Atina’nın efsanevi kralı Theseus, mitolojinin prenses kardeşleri Ariane ve Phedre etrafında geçer. İki prenses kardeş de Theseus’a aşıktır, ancak o Ariane yerine Phedre’yi seçer. Phedre, Afrodit’in ölümlü aşkı Adonis’in devrilmiş heykeli önünde öldürüldüğünde, Ariane derin üzüntü içine girer. Kız kardeşini kurtarması için Yeraltı Kraliçesi olan Persephone’ye yalvarmak için yeraltı dünyasına gider. Ariane eşsiz güzellikte güller götürür ve sunduğu güllerle Persephone’yi yumuşatmayı başarır ve Phedre’yi dünyaya geri göndermesini sağlar. Theseus yine prenses kardeşler arasında seçim yapmak zorunda kalır ve yine Phedre’yi seçer. Ariane’yi Naxos kıyılarında terk eder. Ariane perişan halde ve çığlıklar eşliğinde denizin derinliklerine çekilir.

Sanatın çeşitli dallarını barındıran operanın Fransızlardaki yansımasını, eserlerin arka planındaki etkileyici hikayelerini inceledik. Ülkelere özgü müzik türlerine ilgiliyseniz sitemizde yer alan “Almanya’nın Kültürel Mirası Techno Müzik” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler