Dünyanın En Tuhaf 7 Müzesi

Müze denince akla gelen belli başlı yerler vardır: Paris’te Louvre, Londra’da Tate, İstanbul’da Topkapı… Liste uzayıp gider. Peki ikonik sanat eserleri ve eski medeniyetlerin kalıntıları dışında, çeşit çeşit tuvaletin ya da köpek tasmasının veya başarısız girişimlerin sergilendiği sayısız müze çeşidinden haberdar mıydınız? İşte dünyanın dört bir yanında ziyaretçilerini bekleyen en özgün ve tuhaf yedi müze!

1. Kırık Kalpler Müzesi (Museum of Broken Relationships)

Kırık Kalpler Müzesi’nde bulunan bir gelinlik.

Hırvatistan’ın Zagreb şehrinde yer alan bu müze, hüsranla bitmiş aşklardan kalan hatıralara adanmış. İçinde ilişkilerden kalan çeşit çeşit fotoğraf, mektup, kıyafet, yazılı belgeler bulunduran müze, tahmin edileceği gibi sanatçı bir çiftin eseri. Sanatçı Olinka Vistica ve film yapımcısı Drazen Grubisic’in dört yıllık ilişkisinin bitiminde ikili, aşklarından hatıra kalan objelerle bir müze açmak konusunda şakalaşırlar. Hatta Vistica, Kırık Kalpler Müzesi adında, sonradan kitaplaştırılan, o dönem sadece metafordan ibaret bir yazı da yazar. Zaman içinde Grubisic, Vistica’yla yeniden iletişime geçip şakayla başlayan bu fikri gerçek bir müzede hayata geçirmeyi planlar ve başta ikilinin dostlarından gelen bağışlarla Kırık Kalpler Müzesi kurulur. Kaybedilen bir evcil hayvanın yemek kabından, mesafelerin ayırdığı sevgililerin uçak biletlerine, bir annenin ameliyatından kalan göğüs transplantına, hayırsız eski sevgilinin eşyasını parçalamak için kullanılan bir baltaya kadar, sevgiyi, aşkı ve ayrılık acısını içinde taşıyan her nesne bu müzede kendine yer bulabiliyor.

2. Köpek Tasması Müzesi (The Dog Collar Museum)

Köpek Tasması Müzesi’ndeki birçok model ve boyuttan tarihi tasmalar.

15. yüzyılda bir çoban köpeğinin kurt saldırılarına dayanıklı demir tasmasından, 16. yüzyıl Barok dönemindeki Alman köpeklerin dikenli tasmalarına ve 20. yüzyılda köpeklerin isminin kazındığı modern tasmalara kadar birçok köpek tasmasına ev sahipliği yapıyor Köpek Tasması Müzesi. 1977 yılında Gertrude Hunt, vefat eden tarihçi eşi John Hunt’ın anısına bu müzeyi açar. İkili pek çok antik eşya koleksiyonuna sahip olmasına karşın, Gertrude Hunt’ın özel ilgi alanı olan köpek tasmaları, İngiltere’nin Leeds kentinde ziyaretçilerini evcil köpeklerin tarihine yolculuğa çıkarıyor.

3. Kötü Sanat Müzesi (Museum of Bad Art)

Kötü Sanat Müzesi’nden, konvansiyonel sanat algılarına uymayan özgün eserler.

Hiç yarattığınız ama kimseye gösteremeyecek kadar utandığınız bir eserin bir müzede herkese sergilendiği bir kabus gördünüz mü? İşte Kötü Sanat Müzesi, tam da bu kabusu gerçeğe dönüştürüyor! Amerika’nın Massachusetts eyaletinin Somerville kentinde bulunan müze, “görmezden gelinemeyecek kadar kötü sanat” olarak tanımladığı 700 kötü esere ev sahipliği yapıyor. Müze kapılarını her açısında 25-35 civarında eseri sergilemekte. MOMA kısaltmalı meşhur Museum of Modern Art’a nispet yaparcasına MOBA kısaltmasıyla anılan müze, 1994 yılında antika eşya tüccarı Scott Wilson’ın çöpten bulduğu bir eseri arkadaşlarına göstermesi ve buna benzer eserlerden bir müze yaratması önerisine dayanıyor. Bir eserin kötü sanat müzesinde kendine yer bulabilmesi için, “samimi ve ciddi bir niyetle yapılmış, ancak görülmeye değer derecede ciddi hatalar barındıran” bir eser olması gerekli. Sanat karşıtı olarak da eleştirilen müzenin ortak kurucusu Marie Jackson, müzenin “sanatçının görkemli biçimde başarısız olma hakkının bir sembolü” olduğunu söylüyor.

4. İzlanda Fallik Müzesi (Icelandic Phallological Museum)

İzlanda Fallik Müzesi’nde birçok boyutta farklı hayvan penisleri bulunmakta.

Birçok kültür ve toplumun kurallarında saklanması öğütlenen fallik objelerin ve genital parçaların bir müzede sergilenebileceğini hayal eder miydiniz? İşte İzlanda’nın Reykjavik kentinde hizmet veren İzlanda Fallik Müzesi, 100 farklı memeli hayvan türünden toplam 300’den fazla penise ve testis benzeri birçok fallik objelerin sergilendiği eşsiz bir müze. 1997 yılında emekli öğretmen Sigurður Hjartarson ve oğlu Hjörtur Gísli Sigurðsson tarafından kurulan müze, Hjartarson’un çocukken eline geçen bir kırbacın boğa penisinden yapıldığını öğrenmesiyle başlayan bir ilginin sonucu. Memeli hayvanlara ait birçok fallik objenin yanında müze, İzlanda folkloründen efsanevi yaratık ve figürlere ait 22 temsili penis de barındırıyor. 2011 yılında, başarısız bir bağış ameliyatından arta kalan penisi alarak ilk insan penisini de sergilemeye başlayan müze, insanlara ait başka fallik parçaları da koleksiyonuna katmayı bekliyor.

5. Başarısızlıklar Müzesi (Museum of Failure)

Hafif elektrik şoklarıyla yüz gençleştirme vaat eden “Rejuvenique” marka maske.

Bir şekilde başarısız olmuş, ciddi tepkiler veya büyük bir kayıtsızlıkla karşılaşmış ve dolayısıyla piyasada kendine yer bulamamış birçok teknolojik ürün İsveç’in Helsingborg kentindeki Başarısızlıklar Müzesi’nde sergilenmekte. Müzenin kurucusu Samuel West, 2016 yılında Zagreb’deki Kırık Kalpler Müzesi’ne yaptığı bir ziyaretten çok etkilenir ve müzenin konseptini hayata geçirir. Monopoly benzeri, ancak Donald Trump’ı temel alan bir ticaret masa oyunu; DVD oynatıcıya takıldıktan 48 saat sonra izlenemez hale gelen film taşıyıcı formatı DIVX; suratı tamamen kaplayan ve hafif elektrik şoklarıyla yüzü gençleştirmeyi vaat eden bir maske ve dahası. Müzenin küratörü Samuel West, “Çocukluktan itibaren negatif anlamlar yüklesek de başarısızlık, öğrenme ve inovasyonun vazgeçilmez bir parçasıdır.” sözleriyle ifade ediyor müzenin mesajını. Üstelik Samuel West, müze için internette bir alan adı alırken İngilizce “museum” kelimesini yanlış yazdığını fark ettiğini de ekliyor.

6. Sulabh Uluslararası Tuvalet Müzesi (Sulabh International Museum of Toilets)

Tuvalet Müzesi’nde tarih boyunca farklı kültür ve toplumların tuvaletleri nasıl dizayn ettiğine tanık olunabilir.

Evlerimizi müzeye dönüştürecek olsak, herhalde tuvaletlerimizi de müzenin bir parçası yapmak aklımıza kolay kolay gelmez. Ancak Hindistan’ın Delhi kentindeki Tuvalet Müzesi, bundan da fazlasını yapıyor; MÖ 3000 yılından günümüze dek kullanılmış her tür ve biçimden sayısız tuvaleti koleksiyonuna taşıyor. Kitaplık şeklinde kamufle edilmiş gizli bir tuvalet; devlet yetkililerini huzuruna topladığı sırada ihtiyacını gördüğü söylenen Fransa kralı 14. Louis’nin tuvaletinin bir reprodüksiyonu; açık havada hacet görme alışkanlığına sahip Roma krallarının altın ve gümüşten tuvaletleri; idrarı içme suyuna dönüştürmek üstüne geliştirilen 19 milyon dolarlık bir teknolojiye dair Rusya’dan NASA’ya iletilen bilgiler gibi birçok ilginç nesne ve bölüm müzede kendine yer bulmakta.

7. Masumiyet Müzesi

Masumiyet Müzesi’nin yazarı ve müzenin kurucusu Orhan Pamuk.

Orhan Pamuk’un aynı adlı romanında Masumiyet Müzesi, 1970’ler İstanbul’unda yoksul akrabası Füsun’a aşık olan üst tabakadan Kemal’in, aşkı Füsun ile ayrı veya beraber geçen acılı, hasretli ve her şeye rağmen mutlu bekleyiş yıllarından hatıraları toplayıp sergilediği bir müzedir. Pamuk, 90’lardan itibaren kurmaca bir hikayeye ait gerçek nesnelerin toplanıp sergilendiği bir müze fikrinin olduğundan bahseder. Yıllar içinde Pamuk, hem topladığı nesnelere dair romana eklemeler yapmış, hem de romandaki ayrıntılara göre gerçek nesnelerin peşinden koşmuştur. Füsun’a ve Füsun’un yaşadığı Beyoğlu, Çukurcuma’daki mütevazı eve ait tarak, küllük, sigara izmariti gibi eşyaların yanında o dönemden kalan vesikalıklar, restoran broşürleri ve romanda önemli yer kaplayan küpe gibi sayısız nesne müzede ziyaretçilerini bekler. 2006 yılında yayımlanan romanın ardından çalışmalara başlayan Pamuk, müzeyi 2012 yılında ziyaretçilerine açmıştır. Müzedeki kimi eşyaları ve Pamuk’un vizyonunu anlatan Şeylerin Masumiyeti isimli bir de katalog kitap yayımlayan Pamuk, “Roman ve müze aynı hikâyeyi anlatıyor. Ama ne roman müzeyi ne de müze romanı anlatıyor.” sözleriyle anlatır müze-roman ilişkisini.

Dünyanın dört bir yanından, birbirinden ilginç müzeleri ele aldığımız yazımız hoşunuza gittiyse Dünyanın En Büyük Sanat Hırsızlığı: Gardner Müzesi Soygunu başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz!

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
İlgili İçerikler